“Stalin bir gün Komünist Parti ileri gelenleri ile içki masasındadır. Peş peşe içilen Votka ile kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin bir ara elindeki çatalı önündeki Votka şişesine vurur ve herkesi dikkatle kendisini dinlemeye davet eder.

Der ki;

-“Bana şu sorunun yanıtını kim verecek? Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”

Devamını oku →

Stalin’in de katıldığı BM toplantısında ülke liderleri nin tamamı bir aradayken, basın mensubu Staline soruyor.

-“Efenim Amerika’nın dünyayı 4 kez yok edecek nükleer gücü var sizinse yalnızca iki kez.”

Etalin yanıtlar,

-“Evet, ama yalnızca bir tane dünya var biliyor musun?”

Ronald Reagan, NASA’yı ziyaret ediyordur. NASA yetkilileri brifing vermeye başlarlar.

-“Uzay yarışında Ruslar Amerikayı geçti.
Ronald Reagan,

-“Panik yapmayın” diyor.

-“Başkanım Ruslar ayda kızıl bir çizgi oluşturdu diyorlar.

Tekrar,

-“Panik yapmayın” diyor tekrar.

Devamını oku →

Bir Fransız, bir Amerikalı, bir Alman ve bir Türk, deniz kazası sonucunda ıssız bir adaya düşmüşlerdi. Bir hafta sonra konuşmaya başladılar.
 Fransız:
– “Ben yokken, şimdi sevgilim kaç kez evime gelmiş, beni çok merak etmiştir.”

Devmını Oku

Kız çocuğu 4-5 yaşından itibaren evlenene kadar, babası ile dış dünyada kol kola, yan yana ne kadar çok zaman geçirirse gerek eş seçiminde, gerek insanları tanımada, gerekse irade kullanımında o kadar az hata yapar.

Bir Alman mühendis, Türkiye’de yol yapımında çalışırken ustabaşı gelir:

-“Dozerin paleti kırıldı efendim” der.

Mühendis:

-“Kepçeyi kullanın öyleyse” diye talimat verir.

Bir süre sonra ustabaşı yeniden gelir:

-“Kepçenin de dişleri kırıldı efendim, kayayı geçemiyoruz!” der.

Devamını oku →

Şarap yaklaşık 9000 yıldır varmış.

Tanrı 1400 yıl önce yasaklamış.

Şimdi, 7600 yıl boyunca yaşamış insanlar bu günahtan muaf mı tutulacak??

Bilmediğinin farkına varmak bir erdemdir.
Bildiğinin eksik olduğunu anlamak erdeme katılmış bir katkıdır.
Bildiğinin yanlış olduğunu kabul etmek erdemi en üst düzeye çıkarmaktır.
Cahilliği tanıma gerek yoktur.
O her zaman her şeyi bilir.

Eski devir, iki arkadaşın yolu bir şehre düşmüş, bakmışlar, halkın gözü havada, bir şey bekliyorlar:

-“Ne oluyor, ne bekliyorsunuz?”

-“Kral öldü yenisini seçeceğiz! En yaşlı kargayı uçurduk, kimin kafasına pislerse, kral o olacak!”

Derken karga, ikisinden birinin kafasına pislemiş:

-“Yaşasın kral!”

İki arkadaştan biri kral olmuş, diğeri de yola devam etmiş!

Devamını oku →

Diktatör emir vermiş:

“Bunları, bu fıkraları kim uyduruyor, bulun getirin!”

Bulup getirmişler:

-“Bunları sen mi uyduruyorsun?”

Boynunu bükmüş:

-“Evet efendim!”

Devamını oku →

Çok sık darbe olan Güney Amerika devletlerinden birinde, bir hapishanede üç mahkûm birbirlerine niçin hapse düştüklerini anlatıyorlarmış.

Birinci mahkûm,

-“Yaşasın Gonzales dedim diye hapse atıldım” demiş.

İkinci mahkûm,

-“Kahrolsun Gonzales dedim diye hapse atıldım” demiş.

Üçüncü mahkûm ise

-“Ben Gonzales olduğum için hapse atıldım” demiş.

Mısır halkına göre Mübarek’e Azrail bile söz geçiremiyordu.

Hasta yatağındaki Mübarek’e

-“Nihayet halkınla vedalaşma zamanı geldi” diyen Azrail’e başkanın yanıtı -“Halkım nereye gidiyor?” olmuştur.

İspanya’da Franco döneminde pulların üzerine Franco’nun resmi basılmış. Adam postaneye gidiyor, pul alıyor. Tükürüyor pula ama pul bir türlü yapışmıyor.

Adamın çabasını izleyen postacı dayanamıyor:

-“Onların yapışması için arkasına değil, yüzüne tükürmen lazım” diyor.

Kitlesel baskı ve korku yaratmanın deha çapındaki diktatörü  Stalin, adamlarının açıklamalarının hiçbirini beğenmez. Masadaki votka şişesi yarı yarıya boşalmıştır… Bir kadeh daha içki yuvarlayıp soğuk ve ürpertici bir sesle şöyle der:

“Yönetimi ele geçiren hükümdarın ya da o güçteki bir liderin Tanrı’dan pek farkı yoktur. Halk onu öyle görür. Önce bunu bilin… Sonra, insanların karşınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini bırakın da ben, şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım!” Hakaret ağır olmasına rağmen herkes memnun memnun sırıtır. Stalin’den hakaret işitmek bile onlar için önemli bir iltifat gibidir.

Devamını oku →

Memleketin birinde bir diktatör falcıya gider. Falcı konsantre olarak gözlerini yumar ve konuşur;

-“Sizi büyük bir caddeden üzeri açık bir araba ile geçerken, halkın yaptığı tezahüratı görüyorum…”

Diktatör her zamanki gibi pis pis sırıtır ve sorar;

-“Peki halk memnun mu gözüküyor?”

-Evet, her zamankinden daha çok mutlular”

-“Halk arabanın etrafında koşuşturuyor mu?”

-“Evet arabanın etrafında deliler gibi koşturuyorlar, polis yolu açmakta zorlanıyor.

Devamını oku →

Bir Bektaşi dervişi, yayan olarak Hicaz’a gitmek ister. Hazırlığını yapıp yola düzülür.

Yolculuk günlerce, aylarca devam eder. Gündüzleri yollarda, geceleri ise dağlarda, kırlarda, su başlarında geçiren Bektaşi, yorgun ve bitkin bir halde Mısır’a kadar gelir. Şehirde kalacak bir yer ararken, Mısır hidivi Mehmet Ali Paşa’nın sarayı önüne gelir, kapının önünde durur. Hayran hayran sarayı seyrederken, o sırada bir gürültü kopar, kapıcılardan biri üzerine saldırır,

-“Çekil be herif” diye Bektaşi’yi kolundan tutup bir tarafa savurur.

Devamını oku →

Bir Güney Amerika ülkesinin diktatörü, vakti zamanı gelince, öbür dünyayı boylamış.

Cehennemde zebaniler sormuşlar:

-“Politikaya neden girdin?”

-“En tatlı, en kolay, en kıyak para orada var da ondan!”

-“Tamam da… Paraları kazanıp dünyalığını yaptıktan sonra niye devam ettin?”

Devamını oku →

Hafif içkili bir adamın yanına çöker. Oradan buradan konuşurlarken sorar:
-“Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?”

Sarhoş:
-“Günde 2 bin lira”
-“Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?”

Sarhoş:
-“4 bin lira.”
 -“Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?”
-“O zaman 5 bin liraya para demem.”

Devamını oku →

Ak Parti İstanbul’da İl başkanını seçmek için seçim yapılacakmış.

Genel merkezin desteklediği adaya karşı bir kiş tuturmuş ben de aday olacağım. Bütün uğraşlara ragmen kararından vaz geçmemiş.

Gün gelmiş il kongresi toplanmış ve seçim yapılmış. Ak pari Genel başkanın huzuruna çıkılır.

-“Çok iyi haberlerim var başkanım” diye başlar.

-“İstanbul il kongresi seçimi yapıldı. Genel Merkezin desteklediği adaya delegelerin yüzde 98,6’sının oyunu aldı. Seçime katılanların sadece yüzde 1,4’ü sizin desteklediği adaya oy vermemiş. Bizden başka bir isteğiniz var mı?”

Ak Parti Genel başkanı gülümseyerek yanıt verir: 

-“Tabii ki o yüzde 1,4’ün isim listesini”

Diktatörün teki bir gün bir çiftlikte konuşma yapacaktır. Bütün donanım kurulur, diktatör halkın karşısına dikilir ama kafasının etrafında bir sürü kocaman sinek uçmaktadır. Diktatör çok kızar. Çiftliğin sahibine seslenir:

-“Bu sinekler niye benim kafamın üstünde uçuyor…”

Çiftlik sahibi mahcup bir ifadeyle:

-“Efendim” der.

-“Onlar genelde eşeğin kıçında uçuşan sineklerdir.”

Diktatör bu yanıt üzerine küplere biner.

-“Kimsin sen?, sen bana eşeğin kıçı mı diyorsun?”

Devamını oku →

Hüsnü Mübarek yardımcılarından birine: 

-Söyle bakalım, ben mi büyüğüm yoksa Nasır mı büyük” diye sormuş.

Bunun üzerine yardımcısı: 

-“Tabii ki siz büyüksünüz efendim” demiş.

Mübarek:

-“Neden büyüğüm” demiş.

Yanıt, 

-“Nasır İsrail’den korkardı siz korkmuyorsunuz o yüzden” olmuş.

Devamını oku →

Hitler iktidara gelişinin birinci yılında alayın önünde büyük bir tören düzenlemiş. Halk meydanı doldurmuş, diktatör balkona çıkmış, tam nutkuna başlayacak, bir ses:

“-“Hapşuuuuu!”

Hitler:

-“Kim hapşırdı?”

Ses yok!

-“Birinci sırayı toptan kurşuna dizin!”

Öndekileri alıp götürmüşler!…

Devamını oku →

Şili diktatörü Pinochet, bir gün kılık değiştirip sinemaya gitmiş.

Salonda yerine oturmuş.

Kimse onu tanımamış.

Derken ışıklar sönmüş, filim başlamış.

Filmin bir sahnesinde Pinochet’in görüntüsü gelmiş perdeye. Sinemadaki bütün seyirciler, ayağa kalkıp alkışlamaya ve Pinochet lehinde tezarüata başlamış.

Devamını oku →

Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı bir iş görüşme yemeğinde bir araya gelirler.

Ana konuya geçmeden önce ailelerinin geçmişlerini yad ederek anarlar.

Yani nereden geldiklerini unutmadıklarını belli etmektedirler.

Bu muhabbeti duyan bir garson araya girererk,

-“Benim ailemde iki göbek öncesi Artvin’den göç ederek İstanbul’a gelmişler.”

Devamını oku →
sonraki fıkra >>