Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman milletvekiliyle bir Türk milletvekili sohbet ediyorlarmış…

İngiliz,

-“Biz vatandaşlarımıza 2550 sterlin asgari ücret veriyoruz, 1700 sterlinle rahatça geçiniyor, kalan parayı ne yapıyorlar bilmiyoruz!” demiş.

Alman,

-“Bizde asgari ücret 2557 Euro’dur. Vatandaşlar 1800’üyle rahat rahat geçiniyorlar, kalan parayı ne yapıyorlar bilmiyoruz.” demiş.

Devamını oku →

Diyanet işleri şeysi; “anadilinizde yaptığınız ibadet sayılmaz, kutsal dil, Arapça yapmanız lazım” demiş,..

“Senin adın mübarektir.

Varlığın her şeyden üstündür.

Senden başka ilah yoktur.”

Dersen Allah anlamıyor demek istemiş sanki…

Halbuki benim bildiğim araya hiçbir aracı; rahip, papaz, papa, büyücü, hacı, hoca koymayan tek din İslamiyet’tir.

Devamını oku →

Müteahhitlere gelince: Yap, işlet, devret..!

Ormana gelince: Yak, izle, seyret, talan et..!

Kendilerine gelince: Ye, iç, gez, sarf et..!

Sıra vatandaşa gelince: Nankörlük etme, şükret..!

Aristides, eski Yunanistan’da bir komutandır.

Dürüstlüğü ile ünlüdür. Atina’yı adaletle yönetmiştir ve her yapılan seçimde de yargı organına da yargıç olarak seçilmiştir.

Bir gün yine yargıç seçimi nedeniyle sandığın başına gelir.

Devamını oku →

Tarihsel etnografi deseni ile Köy Enstitüleri örgüt kültürünün incelenmesini amaçlayan bu araştırma Türkiye’de bu alanda yapılan ilk çalışmadır. Bu çalışmada örgüt kültürünü şekillendiren ve örgüt kültürünün şekillendirdiği öğeler incelenmiştir.

Biz başarıya imrenen, okuyamadığımız kitaplara dertlenen gençlerdik. Biz, kumanyasında kitap taşıyan, okumaya doyamayan gençlerdik.

Zamanına göre çağdaş eğitim kurumları olan Enstitülerin kapatılmasına kadar geçen süreç çalışmada aktarılmıştır. Bu süreç içinde hangi unsurların bu çağdaş kurumların kapatılmasına yol açtığı açıkça görülmektedir. Feodalizm isteğiyle yanıp tutuşan zamanın politikacıları kendi kişisel hırslarını Türkiye’nin belki de dünyaya rol model olarak sunacağı eğitim kurumlarının kapatılmasına yol açtığı gerçeği bugün bile bir tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır.

Devamını oku →

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

“Köyün insanı, öylesine canlandırılmalı ve bilinçlendirilmelidir ki onu, hiçbir kuvvet kendi çıkarına ve insafsızca istismar edemesin. Köyün sakinlerine köle ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler bedava çalışan iş hayvanı haline gelmesin.”diyen  Tonguç’un anısına

Köy enstitülerinin mimarı ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü, İsmail Hakkı Tonguç’u 24 Haziran 1960 tarihinde sonsuzluğa uğurlamıştık. 

Köy Enstitüleri Ne İdi?

Köy Enstitüleri’nin  kurulduğu 1940’ta 6 yaşın üzerindeki nüfusun yüzde 78’i okur yazar değildi. Köylerde bu oran yüzde 90’dı. Nüfusun ağırlığını kırsal kesim oluşturuyordu ve ekonomide tarımın  üretim egemenidi.

Devamını oku →

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı.

Kutunun hava almadığı açıktı.

Salona dönerek:

-“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak, dokunan bu dersi geçemez!..” dedi.

Devamını oku →

Süleyman Soylu bıçkın bir delikanlı iken siyasete atılır.

Gel zaman git zaman siyasetin çetrefilli dar ve geniş yollarında koşturur durur.

Kullanım tarihi geçmiş bir siyasi partinin genel başkanı iken çok ama çok iddialı açıklamalarda bulunur.

Devamını oku →

Milyonlarca yıl süren evrimden sonra, gelişimini 50.000 yıl önce tamamlayan insanoğlu; beyin ve zeka olarak genetik değişimine uygun hızla everilseydi şu anda galaksiler arasında seyahat ediyor olurduk.

– 2. Mısır İmparatorluğu dönemi fizikçi ve gök bilimci Kamose-Menes, anıt mezarların ve piramitlerin ölümden sonra, oralara gömülen kimseyi canlandırmayacağını söylediği için öldürüldü.

Devamını oku →

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, dindar kesimlerin 70’li yıllarda mazlum ve mağdur durumda olduklarını, “Biz de varız” iddiasıyla siyasette başarı elde ettiklerini, ancak gelinen aşamanın “tam bir fiyasko” olduğunu dile getiriyor. Kırbaşoğlu’na göre, dindar ailelerin çocuklarının deizme yönelmesi, çürümüşlüğe tepkiyi ifade ediyor ve bu yönüyle sağlıklı bir gelişme.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu,

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 20 yıla yaklaşan iktidarı döneminde Türkiye, büyük bir dönüşüme sahne oldu. Bazı AKP’liler, artık gelinen noktada Türkiye’nin dünyada “İslam’ın ve ümmetin liderliğini” yaptığını iddia ediyor. Sayıları gün geçtikçe artan muhafazakârlar, aydınlar ve uzmanlar ise demokratik hukuk devletinden uzaklaşan Türkiye’nin, siyasal İslam’ın, dini ve ahlaki değerlerin çöküşüne sahne olduğu görüşünde.

Devamını oku →

“Gazze’nin yanında durmak için Müslüman olmana gerek yok. Sadece insan olman yeterli.”

Bir insanı sadece Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist, Alman, İngiliz, Türk diye seviyorsan bu gerçek sevgi değildir.

Şartlı sevgidir, çıkar sevgisidir.

İçinde kin ve nefret barındırır.

Tepesinden muz sarkıtılan bir kafese beş tane maymun konulur.

Maymunlardan biri muza ulaşmaya çalışacak olursa, kafese tazyikli soğuk su fışkırtılarak maymunların beşi de ıslatılır.

Maymunlar muza ulaşma çabalarıyla, ıslatılma halleri arasındaki bağlantıyı çabucak kurar.

Ve tekrar tazyikli soğuk su yememek için muzu almaya çalışmaktan vazgeçerler.

Sonra içlerinden biri dışarı çıkarılır ve yerine yeni bir maymun sokulur.

Yeni gelenin, daha önce o kafeste yaşananlardan haberi yoktur. 

Devamını oku →

Bahçeli Recep Tayyip Erdoğan artık rakip değil ortaktırlar. Sık sık bir araya gelmektedirler.

Yine Beştepe Sarayında bir akşam yemeğinde bir araya gelmişlerdir.

Başkan Erdoğan,

-“Sayın Bahçeli, hatırlar mısın, yemek yediğimiz bu saray için neler neler demiştiniz?”

Bahçeli bu sözün altında kalır mı, hemen yanıtı yapıştırıyor.

Devamını oku →

Namazında niyazında dini bütün bir arkadaş bisikletiyle camiye geldi, Allah kabul etsin, cuma namazı kılmak üzere şadırvanda abdest aldı.

Tam camiye girecekti ki, o da ne, kapının kenarına bıraktığı bisikletinin yerinde yeller esiyordu, abdestini alırken kaşla göz arasında bisikletini çalmışlardı iyi mi?

İsyan etti.

-“Camide hırsızlık olur mu kardeşim, memlekette namuslu adam kalmadı mı?” diye bağırdı.

Devamını oku →

Fi tarihinde Çaykara’da iyi bir din alimi varmış.

Ama bu alim, hatip değilmiş. Hutbeyi evde yazıyor, kitabın arasına koyuyormuş.

Cuma günü namazı kıldırdıktan sonra, kitabı açıp, önceden yazdığı hutbeyi okuyormuş.

Şakacı biri, hocaya çaktırmadan, kitabın arasındaki hutbeyi almış.

Devamını oku →

Köyün birine bir çakmak hediye edilir.

Çakmak alımlı, güzel. Herkes diyor ki ne kadar güzel. Herkesin ateşe ihtiyacı olduğunda kullanacağız.

-“Bunu muhtara verelim çakmağı kullanan tek kişi olsun” derler.

Muhtar seviniyor herkes beni seviyor.

Muhtar bir süre sonra önüne geleni yakıyor, tarlayı yakıyor.

Sonunda köyde herkes fakirleşiyor. Bir köylü komşu köye gitmiş. Bakmış herkes mutlu.

Devamını oku →

Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır

Değişen bir dünyaya karşı

Kerpiç duvarlar gibi katı

Çakırdikenleri gibi susuz

Kayıtsızca direnerek yaşarlar.

Aptal, kaba ve kurnazdırlar.

İnanarak ve kolayca yalan söylerler.

Paraları olsa da

Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.

Devamını oku →

“Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir.

Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır.

Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu Müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur.

Devamını oku →

Memleketin birinde atalardan kalan çok kıymetli bir hazine saklıdır.

Padişah, sadrazam, vezir, baş kadı yılda bir kez hazineyi koruma yemini eder.

Padişah dayanamaz, bir sabah gizlice hazineye girip, ne olduğuna bakar. Dünyanın en değerli mücevherleri karşısındadır. Alır yerine altın koyar. Hazineyi koruma yeminini de yılda ikiye çıkarır. 

Devamını oku →

20 yaşındaki genç delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı:

-“Baba; arabalar, arabaları görüyor musun? Bizle geliyorlar.”

Baba gülümsedi ve mutlulukla başını okşadı.

Genç, bir süre daha dışarıyı izledi ve sonra yine bağırdı:

-“Bulutlar baba, bulutlar harika…”

Baba gülümseyerek oğlunu izledi…”

Devamını oku →

İngiliz Başbakanı David Loyd George’un:

-“Biz Türklerle değil, İttihatçılarla harp ediyoruz” sözlerini aktarması unutulamaz…

1919’lar da Mustafa Kemal Paşa’yı Enver Paşa, Talat Paşa ve Ahmet Cemal Paşa’nın ardılı gibi göstermeye çalışmışlardır. Çünkü onlar Osmanlı Devleti’ni İngilizlere karşı Almanya’nın yanında 1. Dünya Savaşı’na sokan kişilerdir. Savaş sorumluları olarak Türk halkına söyleyerek halkının bağımsızlık savaşına karşı durmalarını istemişlerdir.

Devamını oku →

Bir Güney Amerika ülkesinin diktatörü, vakti zamanı gelince, öbür dünyayı boylamış.

Cehennemde zebaniler sormuşlar:

-“Politikaya neden girdin?”

-“En tatlı, en kolay, en kıyak para orada var da ondan!”

-“Tamam da… Paraları kazanıp dünyalığını yaptıktan sonra niye devam ettin?”

-“Sonra da tabii ki paçayı kurtarmak için devam ettim! Oturduğum koltuk kalktığımda her tarafa koku yayacaktı.”

Diktatörün teki bir gün bir çiftlikte konuşma yapacaktır. Bütün donanım kurulur, diktatör halkın karşısına dikilir ama kafasının etrafında bir sürü kocaman sinek uçmaktadır.

Diktatör çok kızar. Çiftliğin sahibine seslenir:

“-Bu sinekler niye benim kafamın üstünde uçuyor…?”

Çiftlik sahibi mahcup bir ifadeyle:

“-Efendim” der.

“-Onlar genelde eşeğin kıçında uçuşan sineklerdir.”

Devamını oku →
sonraki fıkra >>