Köyün birine bir çakmak hediye edilir.

Çakmak alımlı, güzel. Herkes diyor ki ne kadar güzel. Herkesin ateşe ihtiyacı olduğunda kullanacağız.

-“Bunu muhtara verelim çakmağı kullanan tek kişi olsun” derler.

Muhtar seviniyor herkes beni seviyor.

Muhtar bir süre sonra önüne geleni yakıyor, tarlayı yakıyor.

Sonunda köyde herkes fakirleşiyor. Bir köylü komşu köye gitmiş. Bakmış herkes mutlu.

Demiş ki,

-“Sizde çakmak yok mu?

-“Var” demişle.

Köylü,

-“Var da nasıl herkes mutlu demiş?

-“Biz çakmağı birisine taşımasını birisine, benzini birisine verdik. Biri yapılanı doğru bulmazsa orada ateş yanmaz” demiş.

-“Allah bile tebligatı peygambere, ölüm görevini Azrail’e, vahi görevini Cebrail’e, kıyamet görevini İsrafil’e, doğa görevini bile Mikail’e vermiş” demiş.

-“Siz nasıl bütün yetkileri bir kişiye verirsiniz?”

Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır

Değişen bir dünyaya karşı

Kerpiç duvarlar gibi katı

Çakırdikenleri gibi susuz

Kayıtsızca direnerek yaşarlar.

Aptal, kaba ve kurnazdırlar.

İnanarak ve kolayca yalan söylerler.

Paraları olsa da

Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.

Devamını oku →

“Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir.

Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır.

Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu Müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur.

Devamını oku →

Memleketin birinde atalardan kalan çok kıymetli bir hazine saklıdır.

Padişah, sadrazam, vezir, baş kadı yılda bir kez hazineyi koruma yemini eder.

Padişah dayanamaz, bir sabah gizlice hazineye girip, ne olduğuna bakar. Dünyanın en değerli mücevherleri karşısındadır. Alır yerine altın koyar. Hazineyi koruma yeminini de yılda ikiye çıkarır. 

Devamını oku →

20 yaşındaki genç delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı:

-“Baba; arabalar, arabaları görüyor musun? Bizle geliyorlar.”

Baba gülümsedi ve mutlulukla başını okşadı.

Genç, bir süre daha dışarıyı izledi ve sonra yine bağırdı:

-“Bulutlar baba, bulutlar harika…”

Baba gülümseyerek oğlunu izledi…”

Devamını oku →

İngiliz Başbakanı David Loyd George’un:

-“Biz Türklerle değil, İttihatçılarla harp ediyoruz” sözlerini aktarması unutulamaz…

1919’lar da Mustafa Kemal Paşa’yı Enver Paşa, Talat Paşa ve Ahmet Cemal Paşa’nın ardılı gibi göstermeye çalışmışlardır. Çünkü onlar Osmanlı Devleti’ni İngilizlere karşı Almanya’nın yanında 1. Dünya Savaşı’na sokan kişilerdir. Savaş sorumluları olarak Türk halkına söyleyerek halkının bağımsızlık savaşına karşı durmalarını istemişlerdir.

Devamını oku →

Bir Güney Amerika ülkesinin diktatörü, vakti zamanı gelince, öbür dünyayı boylamış.

Cehennemde zebaniler sormuşlar:

-“Politikaya neden girdin?”

-“En tatlı, en kolay, en kıyak para orada var da ondan!”

-“Tamam da… Paraları kazanıp dünyalığını yaptıktan sonra niye devam ettin?”

-“Sonra da tabii ki paçayı kurtarmak için devam ettim! Oturduğum koltuk kalktığımda her tarafa koku yayacaktı.”

Diktatörün teki bir gün bir çiftlikte konuşma yapacaktır. Bütün donanım kurulur, diktatör halkın karşısına dikilir ama kafasının etrafında bir sürü kocaman sinek uçmaktadır.

Diktatör çok kızar. Çiftliğin sahibine seslenir:

“-Bu sinekler niye benim kafamın üstünde uçuyor…?”

Çiftlik sahibi mahcup bir ifadeyle:

“-Efendim” der.

“-Onlar genelde eşeğin kıçında uçuşan sineklerdir.”

Devamını oku →

Diktatörler cehennemde kongre yapmaya karar verirler. Toplantı yeri ve tarihin tespit etmek için Zebani ’den yardım isterler.

Zebani bütün cehennemi gezip diktatörlere haber verecektir.

Zebani’nin ilk karşılaştığı diktatör II. Nicholas olur.

Zebani sorar:

-“Fani dünyada iken ne kadar insan öldürdün?”

II. Nicholas:

-“3 milyon insanı öldürttüm.”

Devamını oku →

Bir gün bir kilisenin kapısında iki dilenci peydah oluyor.

Biri temiz pak nur yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne bakmaktan kaçındıkları cinsten.

Temiz, pak olanın önünde bir yazı;

-“Ben yoksul bir Hristiyan’ım, lütfen yardım edin.”

Karanlık suratlı olanın da önünde bir yazı var;

Devamını oku →

‘‘Padişahlardan biri, yeni vergiler koyduğunda ya da mevcut vergileri artırdığında, sadrazama;

– Git bakalım, halkın arasında bir dolaş. Vergilere alışmışlar mı?

dermiş. Sadrazam da, halkın arasında dolaştıktan sona padişaha;

– Padişahım, halkın suratı biraz asık, canı da sıkılmış durumda ama işlerine devam ediyorlar…

Dediğinde padişah da şu şekilde yorum yaparmış.

Devamını oku →

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır…

Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar…

Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel..

Ortaya bir fikir atılır…

Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak.

Devamını oku →

Bir iş için bir matematikçi, bir ekonomist ve bir vergi planlama danışmanı başvurur. Sırasıyla mülakata alınırlar.

Önce matematikçi girer mülakata ve görüşmeci matematikçiye sorar:

  •  İki kere iki kaç eder?

Matematikçi yanıt verir:

  • Dört!
Devamını oku →

Timur, subaşının dünyalığının iyi olduğunu duymuş. Bu değirmenin suyu nereden geliyor, diye sormuş soruşturmuş, subaşının rüşvet yediğini öğrenmiş.

Adamı huzuruna çağırıp:

-“Çalarak çırparak, yetim hakkı yiyerek, edindiğin servetin listesini getir”, demiş.

Devamını oku →

Danışmanlarından biri, Fransız kralı 15. Lui’ye

-“Majesteleri”, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.”

Kral Lui, alaylı alaylı gülerek:

-“Gerçekten ilginç bir fikir”, yanıtını vermiş.

-“Bu buluşun sahibi olarak, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.”

Mali müşavire sormuşlar:

“Bir daha dünyaya gelirsen hangi işi yapmak istersin?”

“İmamlık” demiş.

Nedenini sorduklarında:

“Mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor.” demiş.

Padişahın biri halkının vergiye karşı hangi noktaya kadar direneceklerini test etmek ister.

Bunun için vezirlerini çağırır.

Vezirleri huzura çıkar, saygılı bir şekilde beklerler.

Padişah;

-“Köprülere adam koyun, geçenden bir akçe alsınlar!” der.

Devamını oku →

Maymunun biri bir gün ormanın derinliklerine doğru yol alıyormuş. Birden karşısına son hızla kaçan bir ayı çıkmış.

Seslenmiş :

-“Hoop ayı kardeş niye kaçıyorsun?”

-“Hiç sorma maymun kardeş, ormanı maliyeciler bastı.”

-“Eeee ne var bunda?”

-“Eeesi var mı bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk ben kaçmayım da kimler kaçsın?”

Devamını oku →

Camideki vaazda yalan söylemekle ilgili açıklamaları dinleyen yaşlı adam, vergi dairesine şu mektubu göndermiş:

”Gelir vergisi beyannamemde yanlış beyanda bulunduğum için geceleri uyuyamıyorum. Bu nedenle kayıtlarımı yeniden gözden geçirdim ve 15 bin lira daha ödeme yapmaya karar verdim.

Çek mektubum ektedir.

Eğer geceleri yine de uyuyamazsam, geri kalan kısmını da göndereceğim.”

800 yıl önce İngiltere’de kral halktan topladığı vergileri istediği gibi kullanıp yeni vergi koyunca, halk soruyor:

-“Bu paralar nereye gidiyor?”

Kral,

-“Size hesap vermeye mecbur muyum?” karşılığı veriyor.

Büyük bir tartışma başlıyor.

Devamını oku →

Silah satan barış ister mi?

İlaç satan sağlık ister mi?

Din satan bilim ister mi?

Hırsız olan hukuk ister mi?

“Stalin bir gün Komünist Parti ileri gelenleri ile içki masasındadır. Peş peşe içilen Votka ile kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin bir ara elindeki çatalı önündeki Votka şişesine vurur ve herkesi dikkatle kendisini dinlemeye davet eder.

Der ki;

-“Bana şu sorunun yanıtını kim verecek? Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”

Devamını oku →

Stalin’in de katıldığı BM toplantısında ülke liderleri nin tamamı bir aradayken, basın mensubu Staline soruyor.

-“Efenim Amerika’nın dünyayı 4 kez yok edecek nükleer gücü var sizinse yalnızca iki kez.”

Etalin yanıtlar,

-“Evet, ama yalnızca bir tane dünya var biliyor musun?”

sonraki fıkra >>