Padişah akıl veren İncili’nin başına gelenler

Yine bir gün padişahın boş günleri ve zamanları hep İncili ile geçmektedir.

— Ey incili sana bir saray sırrı vereyim, ama ikimizin arasında kalacak, kimseler duymasın. Bu derdimi kimseye açamadım sana sır veriyorum, yengenle uzun süredir küsüz, yengen bana soğuk davranıyor” der.

İncili:

— O iş kolay padişahım” deyince Padişah

— Nasıl?” diye sorar.

— Padişahım yatak odasını ikiye böldür yenge bir bölümde sen de bir bölümde güzel bir cariye al, sen padişahsın ne korkarsın o zaman Hanım Sultan sana daha çok ihtimam ve ilgi gösterir ve sana küsmez” der. Padişah bu fikri beğenir hemen emir verir yatak odasını ikiye böldürür. Ve Hanım Sultan birinde yatarken öbür odaya bir cariye alır ve gülüşüp oynaşmalarla birkaç gece geçer.

İki üç gün Hanım Sultan’ın yanına varmaz ve bu duruma fazla tahammül edemeyen Hanım Sultan hatadan döner. Padişah’tan özür diler ve barışırlar. Cariye yerine gönderilir amma Hanım Sultan’ın içini bir kurt kemirmektedir.

Kocasına derki:

— Devletlü Sultanım bu ayrı cariye alma fikrini size kim söyledi?” deyince Padişah

— Ben kendim düşündüm, benim bu kadar aklım yok mu?” der.

Hanım Sultan:

— Estağfurullah efendim tabi siz de bulursunuz da biz seninle bir aydır dargınız, kırgınız evvel neden aklınıza gelmedi diye tereddüt etim de. Bunu lütfen bir padişah gibi cevaplayın” der.  

Hanım’ın İncili’ye kızacağını düşünmeden:

— Canım bizim İncili ile konuşurken ona söylemiştim o da bu fikrini söyledi. Ben de uyguladım ne var bunda?!” diye ağzından kaçırır.

Bu yenilgiyi hazmedemeyen Hanım Sultan, İncili’ye kızar ve ilk fırsatta İncili’nin bir hatasını arar ve bir ufak hatayı büyütür. Onun saraydan uzaklaştırılmasını ister.

Padişah, Hanım’ı bu fikrinden vazgeçirmeye muvaffak olamaz ve İncili’yi yanına çağırır:

— İncili, biz Hanım Sultan ile barışınca ikimizin kurduğu planı sordu ben de “bir şey çıkmaz” diye ağzımdan kaçırdım. Şimdi sana kancayı taktı her fırsatta senin saraydan gitmeni ister biraz uzaklaş bakalım.

Hanım’ın siniri yatışınca seni yine çağırır o da senden vazgeçemez” der. “Yalnız saraydan uzak kaldığında harcamak üzere dile benden ne dilersen” deyince

İncili:

— Çok değil padişahım. Bir at, bir heybe gözü de altın isterim” der.

Padişah da: 

— İhtiyacın olur heybenin iki gözünü de altın doldurtayım” deyince

İncili: 

— Hayır efendim olmaz bir göz yeter” der ve istekleri yerine getirilen İncili Çavuş sarayın bahçesine gelir.

Atı binek taşına yanaştırır, Hanım Sultan İncili’yi sarayın penceresinden seyretmektedir.

Heybeyi atın bir tarafından atar, öbür tarafına düşer, bir taraftan atar öbür tarafa düşer. Derken bu iş böyle öğleye kadar devam eder.

Hanım Sultan bu duruma çok kızar ve yukardan İncili’ye seslenir:

— Bre salak adam heybenin öbür gözüne de biraz altın koy da heybe atın üstünde dengeli dursun. İncili’nin beklediği an gelmiştir ve hemen yanıtı yapıştırır:

— Olmaz sultanım asla. Zaten ne çekiyorsam öbür gözün yüzünden çekiyorum bırak öbür göz boş dursun.

“Çok soğuktur ayrı gözdeki hanımın yüzü. Dilim lal olsaydı da söylemese idim padişahıma o bir çift sözü” 

Diye Hanım Sultan’a sitem edince Hanım Sultan:

-”Gel gitme başımın belası sen bu saraya padişah kadar lazımsın” der ve İncili’yi affeder o da sarayda kalır.

Yorumlar kapalıdır.