Kategori: Günün Hatırlatması

“İnsanoğlu bir sorun yoksa en geç üç dört yılda konuşmayı öğreniyor. Maalesef bir çok insan susmasını ve dinlemesini ölene kadar öğrenemiyor.”

Çok konuşan çoğu kere kendi sesinden başkasının sesini ve ne dediğini duyamıyor.

Osmanlı Devleti Balkanlar’da yayılınca “Devşirme Sistemi”ni kurup geliştirmeye başladılar. Osmanlı Devleti’nin fethettiği topraklardan, özellikle Balkanlar- Hıristiyan genç ve yetenekli çocukların toplanması, sıkı bir eğitimden geçirilerek üstün bir asker veya bürokrat oluşturulması sistemidir.

Bugün tarikat yapıları da yoksul ailelerin çocuklarını toplayarak sıkı bir eğitimden geçirerek kendilerine bağlı devşirilmiş insan yetiştiriyorlar.

Tarikat yapılarının en büyük özelliği bir şeyhin müridi olduğun zaman, özgürlüğünden, aklından, düşüncelerinden ve hatta duygularından vazgeçeceksin, yoksa ya atılırsın ya da ağır baskılara uğrarsın. Baskılara boyun eğip kişiliğini yitirenler adeta birer “mankurta” dönüşüyor.

Continue reading →

-1600’lü yıllarda Osmanlıda Hızır peygamberin sağ olup olmadığı tartışılıyordu..?

Avrupa’da Gueriche ilk jeneratörü;

Thomas Savery de ilk buharlı makineyi yaptı…

-1600’lü yıllarda Osmanlıda Hazreti peygambere saygı olsun diye “Sallallahu aleyhi vesellem” demenin gerekip gerekmediği tartışılıyordu…

Avrupa’da Pascal, ilk hesap makinesini;

Newton, yerçekimi yasasını buldu…

Continue reading →

Türkiye üretimden koptu. Tüketici oldu.

Sanayileşme hedefini unuttu. Milli karakterli ağır sanayi altyapısını önemli ölçüde yitirdi.

Karma ekonomiden, planlı ekonomiden, ithal ikamesinden, sanayi ve tarımı planlamaktan vazgeçti.

İthalatı öne çıkardı.

Neo-liberal ekonomi politikalarını benimsedi.

Bugün yaşadıklarımız, bu yanlış tercihin sonuçları.  

Şunu da biliyoruz.

Asgari ücretteki artış, alım gücüne yansımayacak. Enflasyon daha da artacak. Alım gücü daha da düşecek.

Bu da kaçınılmaz olarak istihdam kaybını artıracak, yani işsizlik daha da artacak.  

Milyonlarca yıl süren evrimden sonra, gelişimini 50.000 yıl önce tamamlayan insanoğlu; beyin ve zeka olarak genetik değişimine uygun hızla everilseydi şu anda galaksiler arasında seyahat ediyor olurduk.

– 2. Mısır İmparatorluğu dönemi fizikçi ve gök bilimci Kamose-Menes, anıt mezarların ve piramitlerin ölümden sonra, oralara gömülen kimseyi canlandırmayacağını söylediği için öldürüldü.

Continue reading →

“Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir.

Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır.

Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu Müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur.

Continue reading →

Kız çocuğu 4-5 yaşından itibaren evlenene kadar, babası ile dış dünyada kol kola, yan yana ne kadar çok zaman geçirirse gerek eş seçiminde, gerek insanları tanımada, gerekse irade kullanımında o kadar az hata yapar.

Bilmediğinin farkına varmak bir erdemdir.
Bildiğinin eksik olduğunu anlamak erdeme katılmış bir katkıdır.
Bildiğinin yanlış olduğunu kabul etmek erdemi en üst düzeye çıkarmaktır.
Cahilliği tanıma gerek yoktur.
O her zaman her şeyi bilir.

Kendilerini muktedir görenler;

Ne yeyeyip/içeceğimizden tutun, hangi elle yiyeceğimize, neyi/nasıl okuyacağımıza, hangi dilde okuyacağımıza, neye inanacağımıza, nasıl inancağımıza, helal seksi nasıl yapacağımıza, neyin günah/sevap olduğuna, nasıl selamlaşacağımıza, neyi nasıl giyeceğimize kadar her şeyi düşünüyorlar.

Allah onlardan razı olsun…

Bizim düşünmemize ihtiyaç bırakmıyorlar.

Hacısıyla, hocasıyla, imamıyla, siyasetçisiyle, müftüsüyle bilcümle bizim için 7 gün-24 saat düşünüyorlar.

Arada sırada düşünmeye kalkan zındıklara da hadlerini bildiriyorlar.

Dinsizler, imansızlar, ateistler, teröristler, Zerdüştler, aferdesiniz Ermeni dölleri yaftalarını yapıştırıp geçiyorlar.

Hatta kendileri gibi inanmayanları, düşünmeyenleri şeytanla işbirliğini yaptıklarını rahatlıkla söylüyorlar.

Nirvanaya vardıklarında kimin cennete-cehenneme gideceğine varacak kadar ayar çekiyorlar.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak siyasilerin, bürokratların, iş dünyasının ve yazar-çizer takımının uğrak yeri olan ünlü Karpiç Lokantası’nda cebi şişkin olanların salonda bütçesi kısıtlı olanların ise barda oturarak yiyip içtiği bir yer olduğu anlatılır.

Her zaman barda takılan Necip Fazıl, bir gün cebi para görünce Karpiç’te soluğu almış. Fiyakayı çok seven üstat, barda oturanlara küçümseyici bir bakış fırlattıktan sonra salondaki masalardan birine kurulmuş.

Continue reading →

Her zaman düşünüp yazanlara karşı birileri hep düşmanca davrandılar.

Düşüncelere karşı düşünce ve yeni fikir üretemeyenler sonuçta düşünen insanları öldürme yoluna gittiler.

Aslında ölen kendileridir.

Continue reading →

Continue reading →

24 Ocak 1993…

Uğurlar olsun

Uğurlar olsun

Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun

Bir keskin kalem, bir kırık gözlük

Yürekli yiğitlere hatıran olsun Continue reading →

Continue reading →

Continue reading →

Continue reading →

Continue reading →

Continue reading →