Tanrının Bir Lutfu: Oprah Winfrey

Oprah Gail Winfrey, 29 Ocak 1954 yılında Mississippi’nin Kosciusko kasabasında doğuyor. Ayrı anne ve babanın ilk ve tek çocuğu olan Oprah, yetiştirilmek üzere anaannesinin yanına gönderiliyor. Anaannesi’nin elinde yetişen Oprah, haftasonları kilisiye gider ve bütün ilahileri ezberler. Kısa sürede kilisenin en sevilen ziyaretçisi olur. Kilise halkı ona `küçük vaiz` adını verir. Oprah, 3 yaşında okumaya sökerek ilk okulu sınıf atlayarak bitiriyor. Anaannesi Oprah’ı `gifted` yani özel bir çocuk olarak nitelendiriyor.

Yıllar sonra annesinin bir evde temizlikçi olarak iş bulduğu ve Oprah’ı kendisinin yetiştirmek istediği haberini alırlar. Daha sonra Oprah, annesinin yanına gider. Annesi, uzun mesai saatlerinden dolayı kızı ile ilgilenemez.

Oprah, bu dönemde hayatı boyunca unutamayacağı kötü günler geçirir. Psikolojisi bozulan Oprah, sık sık okuldan kaçar. Oprah, artık eskisi kadar başarılı bir öğrenci değildir. Asi tavırları ile baş edemeyen annesi onu babasının yanına gönderir. Babası, Oprah’ın eğitimi ile yakında ilgilenir. Eski ruh sağlığına kavuşan Oprah, liseyi dereceyle bitirir ve tam burslu olarak Tennessee Şehir üniversitesine başlar. Aynı yıl katıldığı Afrika asıllı Amerikan güzellik yarışmasında birinci olur. Sonunda talihi yüzüne gülen genç kız, yine aynı gruba hitap eden WVAL radyo istasyonunda yarı zamanlı programa başlar. İnsanlarla iletişim kurmayı seven Oprah, daha sonra okulunu bırakarak tam zamanlı olarak programına devam eder.

Oprah, 1976 yılında Tennessee’den Baltimore’a taşınıyor. Burada bulunan WTVD-TV kanalının ilk siyahi haber sunucusu olarak medyadaki, ilk kurumsal deneyimine başlıyor. Bu kanalda haber sunucu olarak devam ederken yine aynı kanalda yayında olan `People Are Talking’ programına sunucu partner olarak başlıyor. İki kişi olarak sundukları bu programda, Oprah’ın samimi ve sempatik tavırları oldukça ilgi çekiyor. Daha sonra bir tv kanalından kendi sabah programını sunması için teklif geliyor. Teklifle beraber, 1984 yılında WLS-TV kanalında programını sunmak için Chicago’ya taşınıyor. Ve televizyon dünyasının en popüler programı Winfrey Show başlıyor. Programın ilk yayınlandığı yıl başta ‘en iyi tv programı’ olmak üzere 3 kategoride Emmy ödülü alıyor. Winfrey Show, bir sonraki yıl yine ‘en iyi tv programı’, Oprah Winfrey ise yılın en ‘iyi sunucusu’ seçiliyor.

prah bu ödüle layık görülen en genç sunucu olarak tarihe geçmeyi başarıyor. Bu başarılı çıkışın ardından yarım saatlik programın süresi uzatılarak adı “The Oprah Winfrey Show” olarak değiştiriliyor. Oprah, Amerikan halkının ilgisini ve sevgisini kazanıyor. Yapımcılar programı, sadece tek bir kanalda değil, ülke çapında tam 120 tv kanalında yayınlanıyor. Oprah’ın ekrandaki rahat tavırları, ünlü film yönetmeni Stephen Spielberg’ın ilgisini çekiyor. Spielberg, Oprah’a The Color Purple filminde rol veriyor. Başarılı performansı ile Oprah, Akademi ve Oscar ödüllerinde ‘En iyi yardımcı kadın oyuncu’ dalında ödüle layık görülüyor.Radyo programı, televizyon programı ve sinema deneyiminin ardından medyaya iyice ısınan Oprah, bu sefer kendi girişimi için kolları sıvıyor.

Yazımın başında söylediğim gibi elini attığı her işte başarılı olan Oprah, girişimcilik konusunda da marifetini gösteriyor. Harpo Prodüksiyon adında bir prodüksiyon şirketi kuran Oprah, şirketinin aracılığıyla medyanın her koluna uzanıyor. İşe yıllarca popüler olan programı The Oprah Winfrey Show’un yapımcılığını üstlenerek başlıyor.

Bu girişimi ile kendi programını yapıp sunan ilk kadın televizyoncu ünvanını alıyor. Sırasıyla başka dizi ve tv programlarına yapımcılık yapan Oprah, Amerikan medyasını eline geçirmeyi başarıyor. Yapımcılığının yanı sıra talk showuna devam eden Oprah, programının istemeden formatını biraz değiştiriyor. Gerek programa katılan konuklar gerekse izleyiciler sıkıntılarını programda paylaşmaya başlıyorlar. Oprah’da bu paylaşımlara kayıtsız kalmıyor ve programını terapi ve yardım içeren yine eşsiz bir programa dönüştürüyor.

Programına sağlık, beslenme gibi konularda uzmanlar davet ederek yaşamı kapsayan tüm konuları işliyor. Konuklarının ve izleyicilerinin özel hayatlarını paylaşmaları üzerine Oprah’ta kendi özel hayatı üzerine paylaşımlarda bulunuyor. Annesi ile yaşadığı dönemde yaşadığı talihsiz olayları (!) anlatıyor.

Halkın daha çok ilgisini çeken Oprah, dönemin başkanı Clinton ile bir araya gelerek konuyla ilgili yasa tasarlıyorlar. Clinton, yasaya ‘Oprah Bill’ adını veriyor. Yasa ‘ Çocuk hakları suistimalinden tutuklananların kimliklerinin ülke çapında oluşturulacak bir ag üzerinden paylaşılmasını içeriyordu. Böylece aileler bu ağ üzerinden, bu konuda hüküm giymiş insanların çevrelerinde olup olmadığı görebilecek ve çocuklarını bu kötü niyetli insanlarda koruyabileceklerdi.

Oprah, sosyal sorumluluk görevini bu yasa ile kısıtlamıyor. Aynı zamanda “Oprah’ın Melekleri” adında bir yardım grubu kuruyor. Bu yardım grubu ile 51,000,000 dolardan fazla bağış toplayarak Güney Afrikalı kızların eğitimlerine ve Katrina kasırgası mağdurlarına yardım ellerini uzatıyorlar.

Televizyon dünyasının en çok izlenen röportajı: Micheal Jackson & Oprah

Oprah, programı boyunca bir çok konuda başarılı çalışmalara imza attı. Kariyeri ilklerde dolu olan Oprah, 1993 yılında Micheal Jackson ile yaptığı röportaj ile bir rekora daha imza atıyor. Micheal Jackson ile yaptığı röportaj yüz milyonun üstünde bir izlenme oranına erişiyor ve televizyon dünyasının en çok izlenen röportajı olarak tarihe geçiyor. Röportajdan bir parça video paylaşıyorum. Devamını Youtube’tan izleyebilirsiniz.

Bu başarılı çıkış ile Time dergisi, Oprah’ı 20. yüzyılın ‘en başarılı’ 100 kişisi arasında gösteriyor. Yine aynı yıl uluslararası medya ödüllerinde ‘özel yaşam’ ödülüne layık görülüyor.

Radyo, televizyon, girişimcilik, oyunculuk derken Oprah, yazarların dünyasına da el atıyor. Programının içerisine ‘Oprah Book Club’ bölümünü ekliyor. Programında okuduğu kitapları ve yazarları öneriyor. Daha önce adı sanı duyulmamış yazarlar, program sayesinden best seller kitaplara imza atıyorlar. Oprah, yazarlara sağladığı destekten ötürü uluslararası kitap kuruluşundan altın madalyaya layık görülüyor. Ayrıca Oprah 5 kitap yazarak yazar ünvanına da erişiyor. Oprah’ın kitaplarının best seller olduğuna değinmeme gerek yok herhalde.

En son yazarlık deneyimi ile Oprah, siyasete de el atıyor. Dönemin kendisi gibi siyahi olan başkan adayı Barack Obama’yı seçim arenasında destekliyor. Obama ile birlikte mitinglere katılarak siyasi rengini belli ediyor. Elini attığı her işte başarılı olan Oprah, küçük te olsa Barack Obama’nın seçilmesinde rol üstleniyor.

Hızını alamayan Oprah, programına devam ederken Oxygen Media adında başka bir şirket daha kuruyor. Yeni şirketi kadınlara yönelik programlar üretiyor. Oprah’ın televizyondaki başarısı basılı medyanın da ilgisini çekiyor ve aynı yıl `The Oprah Magazine` ve `O at Home` adında iki farklı dergi çıkartıyor. Aylık olarak basılan dergilerine her zaman kendisi kapak oluyor. Yani Oprah, yine farkını konuşturuyor. Bunca başarılı proje ve girişim Oprah’ı dünyanın en zengin siyahi kadını yapıyor.

Oprah 20’yi aşkın yıl sunduğu programını 2011 yılında bitirmeyi planlıyor. Geçtiğimiz günlerde Oprah’ın email grubundan aldığım bir emaile göre Oprah, programına online olarak devam edeceğini belirtti. Oprah internette, Life Class adı altında hayata dair konuların işleneceği bir program ile yayın hayatına devam ediyor.

Sadece Amerika değil her ülkenin vatandaşları ile ilgilenen Oprah, gectigimi yaz aylarında sosyal paylaşım sitelerinden Türk vatandaşlarına seslendi. Oprah, Türkiye hakkında bizlerden bilgiler istedi. Ayrıca programına sık sık Mehmet Öz’u davet eden Oprah, Türklere karşı büyük bir sempati besliyor. Televizyon hayatından renkli bir kişilik sergileyen Oprah’ın özel hayatı da artık renkli. Kötü günleri başarısıyla geride bırakan Oprah ünlü halkla ilişkiler yöneticisi Stedman Graham ile nişanlı. Ünlü çift Chicago’da yaşıyor.

Oprah, başına ne zaman evlenecekleri konusunda ser verip sır vermiyor. Bu arada sakın Oprah’ın sır küpü olduğunu düşünmeyin. Lakin kendisi geçtiğimiz aylarda hayatının en büyük sırrını izleyicileriyle paylaştı. Programının son bölümünde kendisinin varlığından yeni haberdar olduğu bir kız kardeşi olduğunu söylüyor. Oprah’ın hayati anlatmakla bitmiyor…

Oprah Winfrey, 57 yıllık yaşantısına ödüller, ünvanlar, hayranlar ve başarılar biriktirdi. Yaşadığı kötü anılara sığınıp daha kötüye gitmek yerine hep bir adım daha ileriye gitmeyi tercih etti. Yaşadığı topluma iyi bir örnek olmakla kalmayıp bunun için çabaladı. İş hayatına atıldığı günden itibaren kazancını ihtiyacı olan kişilerle paylaşarak bugünlere geldi. Buna rağmen Oprah, dünyanın en zengin ve en güçlü siyahi kadını olarak gösteriliyor…

Hem Amerika’da hem de Türkiye’de yaşamış biri olarak Oprah’ın bir benzerine ne yazık ki henüz rastlamadım. Onun gerçekten anaannesinin dediği gibi `gifted` yani özel biri olduğuna inanıyorum. Sizce de öyle değil mi?

Bu yazı The Brand Age dergisinin Kasım sayısında yayınlanmıştır.  

http://www.vadidekireyhan.com/tanrinin-bir-lutfu-oprah-winfrey/

Yorumlar kapalıdır.