Kaymakam

Bir arkadaşı ile birlikte yolculuğa çıkmışlar. Hars köyü üzerinden köyümüze geliyorlarmış. Biraz yoruldukları için Rıza Demirin aklına şeytanlık girmiş. 

Arkadaşına demiş ki dur ben bir dümen çevireceğim, ama idare edeceksin. 

Arkadaşı: 

-“Tamam” demiş. 

Köyün ileri gelenlerinden birisinin kapısını çalmışlar, kapıya çıkan ev sahibi bunları tanımamış.

Rıza Demir kendisini Kaymakam olarak tanıtmış. Arkadaşını da yardımcısı olarak, ve Kirvense gidiyor olduklarını fakat çok yorgun dürttüklerini bu vesile ile bir at tedarik etmesini istemiş. Ev sahibi, hemen çıkarak kendi atını hazırlamış ve Rıza Demir ata binmiş, ne de olsa Kaymakam ya!. 

Yükleri de taylarına yüklemişler. At sahibi atın yularından tutmuş, Rıza Demir’in arkadaşı atın arkasında yola koyulmuşlar. Hars’tan dağın ağzına çıkıncaya dek arkadaşı çok yorulmuş, arada sıra Rıza Demir’e,

-“Yav inde biraz da ben bineyim, çok yoruldum” demiş. 

At sahibi:

– “Olur mu efendim koskoca kaymakam bey yerde yürür mü?” diyerekten arkadaşının ata binmesini engellemiş. 

Bu yalvarış ve yakarışlar ta ki köye dek sürmüş. Fakat bir türlü Rıza Demiri attan indirip kendisi binememiş. Derken Rıza Demir evlerinin önüne kadar at sırtında diğer ikisi de yürüyerek gelmişler. 

At sahibi evin kapısını çalmış ve:

– “Osman Ağa! gel demiş, Kaymakam bey size misafir olarak geldi” demi?. 

Osman ağa dışarı çıkınca Kaymakam falan görememiş, oğlu Rıza’yı görmüş.

Meşhur kaymakamımız atın sırtından inmiş, At sahibi oraya kadar yorulduğundan dolayı ve ünlü bir insanı taşıdığı için para verecekler diye beklemiş. Rıza Demir durumu anlayınca, cebinde parası olmadığı için, babasından para alarak at sahibine vermiş ve elemanı geri göndermiş. 

Yorumlar kapalıdır.