Ay: Aralık 2021

Uzmanlar rüya görmemizin nedenini ve rüya görmenin bizim için neden faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Büyük ölçüde REM döneminde oluşan rüyalar, gerek psikolojik gerek hafıza ile ilgili birçok fayda sağlıyor.

Dünya üzerinde birçok araştırmacı, bugüne kadar rüya görme sebepleri üzerinde çalışmalarda bulundu ve rüya görmenin faydaları hakkında farklı görüşler sundu. Özellikle bilinçaltının gün içinde yaşananları filtrelemesi veya uykumuzda psikolojik destek sağlaması faydalarına örnek olarak gösterilebilir. 

Continue reading →

Öğrencilere göre okul, “cehennem, düşmanların yuvası, mutsuzluk ve üzüntü yeri, güvensiz, korkunç yer, zaman kaybı, gereksiz yer, çöp kutusu, pis yer, adaletsiz yer, ahır”. Öğrencilerin çok azı okulu “bilginin gerçekleştiği” yer olarak görüyor.

Continue reading →

İSMET İNÖNÜ..

Aylarca sürme ihtimali olan
Lozan görüşmelerine giderken
Devlet kendisine
belli bir harcırah verir.

O günler
Yokluğun Ve yoksulluğun
kol gezdigi zor günler…

Cephede savaşan askerin giymesi için
Evlerden çorap toplandığı günler…

Aylarca süreceği düşünülen
görüşmelerde giymesi için
devlet İnönü ye üç takım elbise
diktirmek ister …

İnönü
İki tane yeter” der

Sonradan anlaşılırki
birisini eşinin kumbarada
biriktirdigi parayla almayı düşündügü için
İki tane yeter” demiştir.

Hatta giderken götürdüğü
yiyeceklerle bir süre idare edip
onun karşılığı parayı tasarruf ederek
devlete iade eder..

Burada içtiğim bir çay bile
Bu milletin çayıdır” der

Kalem kalem
Kuruş kuruş rapor yapıp
Meclise sunar…

Dönerken
İngiltere başbakanı
İNÖNÜ için şöyle der..

Hepimiz bir olduk
Ufak tefek bir Türkün
Hakkından gelemedik” der.

İNÖNÜDÜR BU…

SAVAŞ MEYDANINDA
KAZANILAN ZAFERİ
MASADA ONAYLATIP
YURDA DÖNER..

İşte
BU İNÖNÜ’dür..

Temel dürbünle at yarışını izliyormuş.

Kendi atı en geride.

Heyecanla bağırmış:

-“Aslanım benim bütün atları kattı önüne kovalıyor”

Ülkemizin ekonomisi de ilk 20 ekonomi içerisinde en arkada….

Size anlatılan Temel’in at yarışı izlemesi gibi hikaye…

Ekonomik yarışta bütün ülkeleri kattık önümüze gidiyoruz…

Türkiye üretimden koptu. Tüketici oldu.

Sanayileşme hedefini unuttu. Milli karakterli ağır sanayi altyapısını önemli ölçüde yitirdi.

Karma ekonomiden, planlı ekonomiden, ithal ikamesinden, sanayi ve tarımı planlamaktan vazgeçti.

İthalatı öne çıkardı.

Neo-liberal ekonomi politikalarını benimsedi.

Bugün yaşadıklarımız, bu yanlış tercihin sonuçları.  

Şunu da biliyoruz.

Asgari ücretteki artış, alım gücüne yansımayacak. Enflasyon daha da artacak. Alım gücü daha da düşecek.

Bu da kaçınılmaz olarak istihdam kaybını artıracak, yani işsizlik daha da artacak.  

Televizyonu açıyoruz hep aynı tipler. Her konuda onlar konuşuyor. Gazetelerin köşelerini onlar işgal etmişler. Yetmiyor, radyoyu açıyorsunuz yine onların sesi. Sokak duvarında onları fotoğrafı, sözleri karşına dikiliyor. Zaman sınırlaması da yok 24 saat 7 gün hep karşındalar.

Her şeyi onlar biliyorlar. Öylesine net ve kesin konuşuyorlar ki, farklı düşünen herkes yetersiz, hain, terörist, dış güçlerin maşası falan filan…

Bizi aptal yerine koyan bu tipler için ‘aptallık’ üzerine kim ne demiş diye bir derleme yapmaya çalıştım…

Bertrand Russell diyor ki;

“Günümüzde, dünyadaki temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise daima şüphe içinde olmalarıdır.”

George Bernard Shaw diyor ki;

“Bir aptal utanacağı bir şey yaptığında, mutlaka yaptığı şeyin görevi olduğunu iddia eder.”

Zülfü Livaneli diyor ki;

Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer. Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık.

Continue reading →

Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık. Yürüyüşten sonra bir restoranda öğlen yemeği yemeye gittik.

Restorandın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik. Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.

Adamın yemeği masasına ulaşınca, askerlerimden birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim. Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu.

Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor ne de göz kontağı kuruyordu.

Continue reading →

Millî Eğitim Bakanlığının “en yüksek danışma kurulu” olarak tanımlanan 20. Millî Eğitim Şûrası “Eğitimde Fırsat Eşitliği” temel ilkesi adı altında 1-3 Aralık 2021 tarihleri arasında Ankara’da toplandı.

20. Milli Eğitim Şurası’nda 128 maddede öneri kararı alındı. Şurada alınan kararlar arasında, “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” ifadelerine yer verildi.

Okul öncesi eğitim ülkeler düzeyinde değişim göstermektedir. İskandinav ülkelerinde yaş 36 aya kadar inmektedir. Bizim ülkemizde ise 48-72 ay arasında okul öncesi yaş grubu olarak kabul edilmiştir.

Okul öncesi çocuğun inanç ve değerler eğitimini devletin örgün eğitimde vermeye kalkması beraberinde birçok sorunu getirmektedir.

Continue reading →

Numan Kurtulmuş: Devletin kendisine vermiş olduğu Türk Lirası’nı gidip dövize yatırmak bir ahlaksızlıktır” demiş. Devletin ,emekçi kesimden TL olarak topladığı vergileri, maliyetinin çok çok üzerinde garanti ödeme sözü verdiği projelere döviz olarak vermesi nedir?

Cumhurbaşkanı ziyaret için Mardin’e gitmiştir.

Çevresinde toplanan insanların tamamı yakınmaktadırlar.

Birisi:

-“Gübre fiyatlar çok yüksek”

Bir diğeri:

-“Mazot ve elektrik fiyatları belimiz büküyor”

Continue reading →

Madem kapıma kadar gelmiş, Azrail’e hep merak ettiğim bir soruyu sorayım dedim:
“Biliyorsun, her geldiğinde senden hiç korkmadım tam tersine içeri buyur ettim.
Ama hep merak etmişimdir, zalimlerin kapısını çaldığında sana nasıl davranıyorlar?”
Derin bir “Ahhh” çekti Azrail:

Continue reading →

( İRANLI SOSYOLOG ALİ ŞERİATİNİN SÖZLERİ ) (1933-1977)

  1. “Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim. Ben esrar, eroin miyim ki sizi rahatlatayım?”
  2. “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.”
  3. “Bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa, bil ki bu bir hainin davetidir.”
  4. Kuran’ın ilk emri Oku’dur, “işit” değil.
Continue reading →