Size bir hikaye anlatayım. Bir köylü ormana gitmiş. Çalı, çırpı toplamaya başlamış. Bu sırada ayıyla karşılaşmış. Tabi ki ayı bir tokat atmış. Kulak zarı patlamış bizim köylünün. Artık duyma yitisi eskisi gibi olmamış. Kim aralarında sohbet ederse. Bizim köylü sohbete dalarmış. Ayıdan mı bahsettiniz.. Birileri de İstanbul seçimlerinde öyle ağır tokat yemiş ki, her olayda İBB’yi işin içine sokuyor.

Osmanlı Devleti Balkanlar’da yayılınca “Devşirme Sistemi”ni kurup geliştirmeye başladılar. Osmanlı Devleti’nin fethettiği topraklardan, özellikle Balkanlar- Hıristiyan genç ve yetenekli çocukların toplanması, sıkı bir eğitimden geçirilerek üstün bir asker veya bürokrat oluşturulması sistemidir.

Bugün tarikat yapıları da yoksul ailelerin çocuklarını toplayarak sıkı bir eğitimden geçirerek kendilerine bağlı devşirilmiş insan yetiştiriyorlar.

Tarikat yapılarının en büyük özelliği bir şeyhin müridi olduğun zaman, özgürlüğünden, aklından, düşüncelerinden ve hatta duygularından vazgeçeceksin, yoksa ya atılırsın ya da ağır baskılara uğrarsın. Baskılara boyun eğip kişiliğini yitirenler adeta birer “mankurta” dönüşüyor.

Devamını oku →

-1600’lü yıllarda Osmanlıda Hızır peygamberin sağ olup olmadığı tartışılıyordu..?

Avrupa’da Gueriche ilk jeneratörü;

Thomas Savery de ilk buharlı makineyi yaptı…

-1600’lü yıllarda Osmanlıda Hazreti peygambere saygı olsun diye “Sallallahu aleyhi vesellem” demenin gerekip gerekmediği tartışılıyordu…

Avrupa’da Pascal, ilk hesap makinesini;

Newton, yerçekimi yasasını buldu…

Devamını oku →

Diliyorum


✈️
“Bu yakınlarda bir baba ve kızın havaalanında vedalaşırken ki son dakikalarına kulak misafiri oldum.
Kalkış zamanının geldiği anons edildi. Güvenlik kapısının yanında dururken birbirlerine sarıldılar.
Baba şöyle dedi:
-Seni seviyorum ve sana yeterli olanı (yeterli olan şeyi) diliyorum.

Kızı cevap verdi:
-Baba, beraber geçirdiğimiz bu hayat bana yetti de arttı bile.
Sevgin her zaman ihtiyacım olan tek şeydi.
Sana da her zaman yeterli olan diliyorum.

Devamını oku →

Uzmanlar rüya görmemizin nedenini ve rüya görmenin bizim için neden faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Büyük ölçüde REM döneminde oluşan rüyalar, gerek psikolojik gerek hafıza ile ilgili birçok fayda sağlıyor.

Dünya üzerinde birçok araştırmacı, bugüne kadar rüya görme sebepleri üzerinde çalışmalarda bulundu ve rüya görmenin faydaları hakkında farklı görüşler sundu. Özellikle bilinçaltının gün içinde yaşananları filtrelemesi veya uykumuzda psikolojik destek sağlaması faydalarına örnek olarak gösterilebilir. 

Devamını oku →

Öğrencilere göre okul, “cehennem, düşmanların yuvası, mutsuzluk ve üzüntü yeri, güvensiz, korkunç yer, zaman kaybı, gereksiz yer, çöp kutusu, pis yer, adaletsiz yer, ahır”. Öğrencilerin çok azı okulu “bilginin gerçekleştiği” yer olarak görüyor.

Devamını oku →

İSMET İNÖNÜ..

Aylarca sürme ihtimali olan
Lozan görüşmelerine giderken
Devlet kendisine
belli bir harcırah verir.

O günler
Yokluğun Ve yoksulluğun
kol gezdigi zor günler…

Cephede savaşan askerin giymesi için
Evlerden çorap toplandığı günler…

Aylarca süreceği düşünülen
görüşmelerde giymesi için
devlet İnönü ye üç takım elbise
diktirmek ister …

İnönü
İki tane yeter” der

Sonradan anlaşılırki
birisini eşinin kumbarada
biriktirdigi parayla almayı düşündügü için
İki tane yeter” demiştir.

Hatta giderken götürdüğü
yiyeceklerle bir süre idare edip
onun karşılığı parayı tasarruf ederek
devlete iade eder..

Burada içtiğim bir çay bile
Bu milletin çayıdır” der

Kalem kalem
Kuruş kuruş rapor yapıp
Meclise sunar…

Dönerken
İngiltere başbakanı
İNÖNÜ için şöyle der..

Hepimiz bir olduk
Ufak tefek bir Türkün
Hakkından gelemedik” der.

İNÖNÜDÜR BU…

SAVAŞ MEYDANINDA
KAZANILAN ZAFERİ
MASADA ONAYLATIP
YURDA DÖNER..

İşte
BU İNÖNÜ’dür..

Temel dürbünle at yarışını izliyormuş.

Kendi atı en geride.

Heyecanla bağırmış:

-“Aslanım benim bütün atları kattı önüne kovalıyor”

Ülkemizin ekonomisi de ilk 20 ekonomi içerisinde en arkada….

Size anlatılan Temel’in at yarışı izlemesi gibi hikaye…

Ekonomik yarışta bütün ülkeleri kattık önümüze gidiyoruz…

Türkiye üretimden koptu. Tüketici oldu.

Sanayileşme hedefini unuttu. Milli karakterli ağır sanayi altyapısını önemli ölçüde yitirdi.

Karma ekonomiden, planlı ekonomiden, ithal ikamesinden, sanayi ve tarımı planlamaktan vazgeçti.

İthalatı öne çıkardı.

Neo-liberal ekonomi politikalarını benimsedi.

Bugün yaşadıklarımız, bu yanlış tercihin sonuçları.  

Şunu da biliyoruz.

Asgari ücretteki artış, alım gücüne yansımayacak. Enflasyon daha da artacak. Alım gücü daha da düşecek.

Bu da kaçınılmaz olarak istihdam kaybını artıracak, yani işsizlik daha da artacak.  

Televizyonu açıyoruz hep aynı tipler. Her konuda onlar konuşuyor. Gazetelerin köşelerini onlar işgal etmişler. Yetmiyor, radyoyu açıyorsunuz yine onların sesi. Sokak duvarında onları fotoğrafı, sözleri karşına dikiliyor. Zaman sınırlaması da yok 24 saat 7 gün hep karşındalar.

Her şeyi onlar biliyorlar. Öylesine net ve kesin konuşuyorlar ki, farklı düşünen herkes yetersiz, hain, terörist, dış güçlerin maşası falan filan…

Bizi aptal yerine koyan bu tipler için ‘aptallık’ üzerine kim ne demiş diye bir derleme yapmaya çalıştım…

Bertrand Russell diyor ki;

“Günümüzde, dünyadaki temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise daima şüphe içinde olmalarıdır.”

George Bernard Shaw diyor ki;

“Bir aptal utanacağı bir şey yaptığında, mutlaka yaptığı şeyin görevi olduğunu iddia eder.”

Zülfü Livaneli diyor ki;

Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer. Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık.

Devamını oku →

Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık. Yürüyüşten sonra bir restoranda öğlen yemeği yemeye gittik.

Restorandın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik. Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.

Adamın yemeği masasına ulaşınca, askerlerimden birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim. Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu.

Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor ne de göz kontağı kuruyordu.

Devamını oku →

Millî Eğitim Bakanlığının “en yüksek danışma kurulu” olarak tanımlanan 20. Millî Eğitim Şûrası “Eğitimde Fırsat Eşitliği” temel ilkesi adı altında 1-3 Aralık 2021 tarihleri arasında Ankara’da toplandı.

20. Milli Eğitim Şurası’nda 128 maddede öneri kararı alındı. Şurada alınan kararlar arasında, “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” ifadelerine yer verildi.

Okul öncesi eğitim ülkeler düzeyinde değişim göstermektedir. İskandinav ülkelerinde yaş 36 aya kadar inmektedir. Bizim ülkemizde ise 48-72 ay arasında okul öncesi yaş grubu olarak kabul edilmiştir.

Okul öncesi çocuğun inanç ve değerler eğitimini devletin örgün eğitimde vermeye kalkması beraberinde birçok sorunu getirmektedir.

Devamını oku →

Numan Kurtulmuş: Devletin kendisine vermiş olduğu Türk Lirası’nı gidip dövize yatırmak bir ahlaksızlıktır” demiş. Devletin ,emekçi kesimden TL olarak topladığı vergileri, maliyetinin çok çok üzerinde garanti ödeme sözü verdiği projelere döviz olarak vermesi nedir?

Cumhurbaşkanı ziyaret için Mardin’e gitmiştir.

Çevresinde toplanan insanların tamamı yakınmaktadırlar.

Birisi:

-“Gübre fiyatlar çok yüksek”

Bir diğeri:

-“Mazot ve elektrik fiyatları belimiz büküyor”

Devamını oku →

Madem kapıma kadar gelmiş, Azrail’e hep merak ettiğim bir soruyu sorayım dedim:
“Biliyorsun, her geldiğinde senden hiç korkmadım tam tersine içeri buyur ettim.
Ama hep merak etmişimdir, zalimlerin kapısını çaldığında sana nasıl davranıyorlar?”
Derin bir “Ahhh” çekti Azrail:

Devamını oku →

( İRANLI SOSYOLOG ALİ ŞERİATİNİN SÖZLERİ ) (1933-1977)

  1. “Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim. Ben esrar, eroin miyim ki sizi rahatlatayım?”
  2. “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.”
  3. “Bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa, bil ki bu bir hainin davetidir.”
  4. Kuran’ın ilk emri Oku’dur, “işit” değil.
Devamını oku →

Adalet Bakanı, İç İşleri Bakanı, Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Sanayi Bakanı kendi aralarında konuşurken son dönemde çıkan sorunlardan yakınmaya başlamışlar. Biraz cesareti olan Adalet Bakanı “arkadaşlar hep beraber gidip sorunumuzu Sayın Cumhurbaşkanına anlatalım” demişler…

Ertesi günü için kararlaştırmışlar. Belirtilen saatte görüşme için sadece iki bakanın geldiğini gören Adalet Bakanın canı çok sıkılmıştır. Adalet Bakanı ve Sanayi Bakanı Cumhurbaşkanının huzuruna çıkarlar.

Adalet Bakanı, “Sayın Cumhurbaşkanımız biz Bakanlar olarak sizin çalışma hızımıza yetişmeye çalışıyoruz. Biz bakanlar olarak sizden çok ama çok memnunuz. Her şey dört dörtlük gidiyor” deyip huzurdan ayrılırlar.

Devamını oku →

İki farklı insan davranışı tanımlanmış.

Bir insan:

Nezaketsizse, terbiyesizse, kavgacıysa, otoriterse, ayrıca cahilse, ne bilmediğini bile bilmiyorsa, kaba sabaysa, üstelik de anlayışsızsa, saldırgansa, kibirliyse, kendisinden başkasını sevmiyorsa, dogmatikse, ayrımcıysa, sevgisizse, nefret doluysa…

Üslubu da:

Nezaketsiz, terbiyesiz, kavgacı, otoriter, cahilce, kaba saba, anlayışsız, saldırgan ve kibirli, bencil, dogmatik, ayrımcı, sevgisiz ve nefret saçan bir üslup olur.

Devamını oku →

Sabah ezan sesiyle uyandın.

Sana o ezan sesini duyuran hoparlörü kim icat etti biliyor musun?

Bir Müslüman icat etmedi.

Sonra abdestini alıp namazını kılmak için yatağından kalkarak elektriği yaktın.

Evini aydınlatan o ampulü kim icat etti biliyor musun?

Bir Müslüman icat etmedi.

Abdestini aldın, namazını kıldın, kahvaltını yapmak için buzdolabını açtın.

Yoğun yağış sonucu sel felaketi olmuştur Rize’de…

Temel panik halinde Fadime’ye sorar İdris’in evi dere yatağındaydı ne oldu acaba? Diye sorar.

Fadime üzüntü içinde artık İdris’in evi yok. Sel almış götürmüş. İdris’ten de haber yok.

Temel hemen fırlamış koşup giderken Fadime peşinden baka kalmış…

Devamını oku →

Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman milletvekiliyle bir Türk milletvekili sohbet ediyorlarmış…

İngiliz,

-“Biz vatandaşlarımıza 2550 sterlin asgari ücret veriyoruz, 1700 sterlinle rahatça geçiniyor, kalan parayı ne yapıyorlar bilmiyoruz!” demiş.

Alman,

-“Bizde asgari ücret 2557 Euro’dur. Vatandaşlar 1800’üyle rahat rahat geçiniyorlar, kalan parayı ne yapıyorlar bilmiyoruz.” demiş.

Devamını oku →

Diyanet işleri şeysi; “anadilinizde yaptığınız ibadet sayılmaz, kutsal dil, Arapça yapmanız lazım” demiş,..

“Senin adın mübarektir.

Varlığın her şeyden üstündür.

Senden başka ilah yoktur.”

Dersen Allah anlamıyor demek istemiş sanki…

Halbuki benim bildiğim araya hiçbir aracı; rahip, papaz, papa, büyücü, hacı, hoca koymayan tek din İslamiyet’tir.

Devamını oku →

Müteahhitlere gelince: Yap, işlet, devret..!

Ormana gelince: Yak, izle, seyret, talan et..!

Kendilerine gelince: Ye, iç, gez, sarf et..!

Sıra vatandaşa gelince: Nankörlük etme, şükret..!

Aristides, eski Yunanistan’da bir komutandır.

Dürüstlüğü ile ünlüdür. Atina’yı adaletle yönetmiştir ve her yapılan seçimde de yargı organına da yargıç olarak seçilmiştir.

Bir gün yine yargıç seçimi nedeniyle sandığın başına gelir.

Devamını oku →

Tarihsel etnografi deseni ile Köy Enstitüleri örgüt kültürünün incelenmesini amaçlayan bu araştırma Türkiye’de bu alanda yapılan ilk çalışmadır. Bu çalışmada örgüt kültürünü şekillendiren ve örgüt kültürünün şekillendirdiği öğeler incelenmiştir.

Biz başarıya imrenen, okuyamadığımız kitaplara dertlenen gençlerdik. Biz, kumanyasında kitap taşıyan, okumaya doyamayan gençlerdik.

Zamanına göre çağdaş eğitim kurumları olan Enstitülerin kapatılmasına kadar geçen süreç çalışmada aktarılmıştır. Bu süreç içinde hangi unsurların bu çağdaş kurumların kapatılmasına yol açtığı açıkça görülmektedir. Feodalizm isteğiyle yanıp tutuşan zamanın politikacıları kendi kişisel hırslarını Türkiye’nin belki de dünyaya rol model olarak sunacağı eğitim kurumlarının kapatılmasına yol açtığı gerçeği bugün bile bir tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır.

Devamını oku →
sonraki fıkra >>