Memlekette namuslu adam kalmamış..!

Namazında niyazında dini bütün bir arkadaş bisikletiyle camiye geldi, Allah kabul etsin, cuma namazı kılmak üzere şadırvanda abdest aldı.

Tam camiye girecekti ki, o da ne, kapının kenarına bıraktığı bisikletinin yerinde yeller esiyordu, abdestini alırken kaşla göz arasında bisikletini çalmışlardı iyi mi?

İsyan etti.

-“Camide hırsızlık olur mu kardeşim, memlekette namuslu adam kalmadı mı?” diye bağırdı.

Hem maneviyatı yüksek, hem de hukukun üstünlüğüne inanan bir yurttaş olduğu için, hırsızın bu yaptığını hırsızın yanına bırakmak istemedi, adaletin tecelli etmesi için karakola koştu.

-“Böyle bir ahlaksızlığı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi, camide bisikletimi çaldılar, memleket ne hale gelmiş” diye şikayetçi oldu.

Polisler zabıt tutarken, kendi kendine habire söyleniyordu,

-“Memlekette namuslu adam kalmamış, dini vecibelerimizi yerine getirdiğimiz camide hırsızlık yapılır mı, yazıklar olsun” diyordu.

Polis memuru ifadeye kaydetmek için bisikletin markası sordu.

Cevap yok, hık mık…

Kaç paraya aldığını sordu.

Ebelek gübelek dedi.

Faturası var mı diye sordu.

Ne arar.

Polisler huylanmıştı.

Biraz sıkıştırdılar…

Arkadaş bülbül gibi öttü.

Çalınan bisikleti, aslında kendisi de başkasından çalmıştı!

Bir esnafın dükkânının önünden geçerken araklamıştı.

Polisler merak edip inceledi, bölgedeki kamera kayıtlarında kabak gibi görünüyordu,

-“Memlekette namuslu adam kalmamış” diyen arkadaş, düpedüz hırsızdı.

Kendi hırsızlığını meşru sayıp, çaldığı bisikletle camiye gelmiş, başka hırsızların da camiye gelmesiyle mağdur olmuştu.

Mağdur hırsız olarak namuslu vatandaşlık görevini yerine getirerek, öbür hırsızları karakola ihbar etmişti.

Pişkin pişkin hukuki haklarını ararken tutuklanan dini bütün hırsızımız, mahkemeye götürülürken hâlâ mağduriyetini haykırıyordu,

-“Evet bisikleti çaldım ama sokaktan çaldım, camide hırsızlık yapılır mı yahu, günahtır, memlekette namuslu adam kalmamış” diyordu.

Yorumlar kapalıdır.