Kategori: Yörük Fıkraları

Bizim Yörük Efe, dağdan düze inerken ibadetini gerçekleştirmek için, en yakın köy camisine girer..

İmam efendi camiye gecikince, cemaat sabırsızlanmaya başlar.

Efe de geçer mihrabın önüne, oturur rahlenin başına ve başlar ezberden Kur’an okumaya. Sesi de güzelmiş hani! Öyle de usul ve kaidesine göre okur ki, cemaat mest olur. Continue reading →

Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir Yörük, bir gün, caminin önünden geçerken, adamın birisi :

-“Namaz vakti nereye gidiyorsun? demiş.

-“Sen Müslüman değil misin?”

Yörük ne desin? Continue reading →

Uzun yıllar önce batı Akdeniz bölgesinde bir yere yol mühendisleri gelip çadır kurmuşlar.

Akşam üzeri bir Yörük onları o halde görünce:

– “Ağalar, siz buraya çadır kurmuşsunuz ama burası dere ağzı, birazdan çok büyük bir yağmur yağacak, iyisi mi çadırlarınızı şu ileride yağmurun, selin pek görmeyeceği bir yere kurun.” demiş.

Mühendisler havaya bir bakmışlar tek bir bulut yok. Yağmur yağması için bir sebep de yok. Makaraya almışlar Yörüğü: Continue reading →

Delice ilçesi Avşarlarından bir baba ve oğulları çömelip oturuyorlarmış.

Tabi oğlunun biri küçük biri büyük elbette.

Demiş ki babası büyük oğluna:

-“Iramazan oğlum kalk bana bi su getir” demiş. Continue reading →

Yörüklerden Döne’nin Hasan diye bir akrabası varmış (yeğeni olması lazım).

Tabi bizimkilerde aile çok kalabalık kardeşler, gelinler, eltiler, çocuklar neredeyse bütün oba bir arada.

O sırada İhtiyar Döne evdeymiş. Yaylağa gitmemiş.

Neyse tatlı yapacakmış. Hasan istemiş.
Bizim, Continue reading →

Yörüğün biri mahkemeye çıkacakmış.

Avukata gitmiş.

-”Sen beni bu mahkemeden kurtar  ben sana istediğin kadar para vereceğim” demiş.

Avukat Yörüğe demiş ki,

-”Mahkemeye çıkınca hakime hep aynı şeyi diyeceksin, saçmalayacaksın” demiş. Continue reading →

Bildiğiniz gibi Avşarlar’ın da çoğu Yörük kökenlidir. Zaten Yörükler tek bir oba ve tek bir boydan meydana gelmez. Aşık Sefai anlatıyor, galiba Kayseri’de olmuş olay.

Yerleşmiş bir Avşar derenin karşısına geçecekmiş. Oradan bir göçebe Yörük geçmiş demiş ki Yörüğe:

-“Yörük senlen ben can gardaşıyız ben de Avşar’ım” demiş.

Ardından soruyu sormuş. Continue reading →

Koca Yörük tam sahile göç edileceği sırada ölüvermiş. Dağın başında çoluk-çocuk ne edeceklerini şaşırmışlar.

İyi-kötü yıkamışlar, el birliği ile mezara koyup örtmüşler. Amma velakin usulüne göre talkını kim verecek? Tam o sırada dağın başına yaşlıca bir celep çıkıp gelmiş. Hemen mezarın başına götürmüşler.

-“Talkın vereceksin” demişler.

Adamcağız, Continue reading →

Yörüğün biri cenaze namazına geç kalır. Bakmış cemaat elini bağlamış,

niyetini tutmuş. Sessizce araya girerek ve yanındakine yavaşça eğilerek:

– Er mi hatun mu diye sorunca adam namaz esnasında cevap vermez. Buna

sinirlenen yörük: Continue reading →

Yörüğün biri askere gider. Gittiği yerde kızın birine aşık olur. Kız da ona

gönlünü kaptırır ve oğlana “neyi var neyi yok” diye sorar. Bizim yörük de:

– Kırk pencereli dairem var. Katar katar koyunlarım, develerim var, der.

Askerlik bitince kız oğlanın peşine düşer ve onunla birlikte oğlanın köyüne gider. Continue reading →

Yörük obasının biri yaylaya göç ederken mola verdikleri köyün birinde

obadan genç bir çocuk köyden genç bir kızı iğfal eder. Oba geri dönerken kız

yollarını keser ve gence:

– Ben hamileyim, der. Bunun üzerine oğlan hemen babasının yanına

giderek: Continue reading →

Yörüğün biri bir gün çarşıya iner, gezinirken fırından bir tane somun ekmeği

alır. Katık ararken, köşede ayakkabı diken ayakkabıcıyı görür. Ayakkabıcının kösele

suyunu pekmez zanneden yörük ayakkabıcıya dönerek:

– Yeğen şu pekmezinden bir bangunutluk verir misin? diye sorar. Uyanık

ayakkabıcı hemen: Continue reading →

Yörüğün biri odun satıyormuş. Odunları satıp, paraları cebine koyup tam

köyüne giderken yolda bir düğüne rastlar.

Dayanamayarak düğüne sapar, yer içer, oynayanlara para çevirir…derken cebinde parası kalmaz. Evine beş parasız varır. Continue reading →

İki Yörük birbirleriyle sohbet ederken biri diğerine sorar:

–“Ne zaman yıkanıyon arkadaş?”

Diğeri yanıt verir:

–“Bir yaylaya çıkarken, bir de inerken”. Continue reading →

Bir gün zengin bir Yörük vefat eder. Ölen adamın oğulları da fakir bir Yörüğe

para vererek birkaç günlüğüne babalarının mezarını beklemesini isterler. Fakir yörük

günün birinde urgan çalmıştır. Bunu aklından hiç çıkartamaz.

Gece mezarın başında uyurken çaldığı urganın kabusunu görmeye başlar.

Sabaha kadar çaldığı urganın hesabını bir türlü veremez. Continue reading →

Yörüğün biri Cuma namazına denk gelmiş.

-“Herkes giriyor ben de bir gireyim bakayım” deyip camiye girer.

O sırada hoca cemaate vaaz veriyormuş.

Sırattan, cennetten cehennemden bahsederken. Sessizce dinleyen Yörük dayanamayıp el kaldırarak hocaya: Continue reading →

Bir gün Yörüğün biri Cuma namazına denk gelir.

-“Herkes giriyor camiye ben de bir gireyim” diye düşünerek girer.

Merak eder ve yanındaki adama eğilerek sessizce sorar:

–“Arkadaş sünnet mi kılıyorsunuz farz mı?Continue reading →

Osmanlı zamanında padişahın güzel bir atı varmış.

Atını çok severmiş ve bir gün ferman verir:

– “Kim bir gün atın öldü diye gelirse onun kellesi uçurula” der.

Gün gelmiş at hastalanıp ölür. Continue reading →

Yörük obası yayladayken Hatçe ana çadırının önünde tek başına ekmek yaparken dorum kayboldu haberi gelir. Hatçe ana hemen sacı kaldırır.

Tam aramaya gideceği sırada köyden Mehmet adlı genç gelir.

Hatçe ana gence dönerek:

– “Mehmet oğlum benim dorumu mu gördün mü?” diye sorar. Continue reading →

Öğretmen okulunu yeni bitiren bir öğretmen tayin olduğu köye giderken bir Yörük köyüne misafir olmuş.

Konakladığı evin beyi, kendisine her türlü ikramda bulunmuş. Ağırlamış ve sohbetinden pek hoşnut kaldığı için ona demiş ki:

-“Oğlum, ben seni çok beğendim. Sana bir armağan vermek istiyorum. Bir atım, bir tazım, bir de çok güzel bebeğim var. Hangisini istersen al, senin olsun.” Continue reading →

Öğretmen okulunu yeni bitiren bir öğretmen tayin olduğu köye giderken bir yörük köyüne misafir olmuş.

Konakladığı evin beyi, kendisine her türlü ikramda bulunmuş. Ağırlamış ve sohbetinden pek hoşnut kaldığı için ona demiş ki:

-“Oğlum, ben seni çok beğendim. Sana bir armağan vermek istiyorum. Bir atım, bir tazım, bir de çok güzel bebeğim var. Hangisini istersen al, senin olsun.”

-“Atım var, bekarım bebeğe bakamam ama avı çok severim. Tazı işime yarar, onu almak isterim.” Continue reading →