Kategori: Yahudi Fıkraları

Papaz her pazar oğlen kasabadaki ahalinin gunah cikartmasini dinler ve de onlara yol gosterirmis. Olur ya rahibi baska bir kasabadan bir davet icin hafta sonu icin cağırmışlar.

Papaz hem gitmek istiyor hem Kiliseyi kime birakacağını bulamıyormuş.

Sonunda Kilisenin tam karsisindaki Sinagoga gidip durumu kasabanin Hahamına anlatmış.

-“Haham nasıl olur ben sizin kurallari hic bilmem ki?” dese de, Continue reading →

Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir Yahudi uzun bir tren yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar.İhtiyar biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konuşmazlar. Ertesi sabah, varış¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar:

– Şimdi saat 8.30 oldu! Der.

Genç, şaşkınlıkla: Continue reading →

Roma’da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi’nde büyük bir pazar ayini…

Görkemli bir dinsel tören. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım. Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor. İkisinin de boynunda kocaman birer levha asılı.

Birinde

-“Ben koyu bir Hristiyan’ım, lütfen bana yardım ediniz” yazılı. Continue reading →

Küçük Salamon, okuldan iki gözü iki çeşme dönmüştü.

Babası, niye ağladığını sorunca hıçkıra hıçkıra yanıt verdi:

– Öğretmen ahlak nedir? Diye sordu. Bilemediğim için bana sıfır verdi. Continue reading →

Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş doktorlar ameliyat sırasında bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler ama bu Arap’ın kanı çok nadir bir kan imiş.

Bütün Dünya’yı arayıp taramışlar ve sonunda Kudüs’te yaşayan bir Yahudi’de bu kanın olduğu anlaşılmış.

Yahudi kanı vermeyi kabul etmiş ve ameliyat yapılmış. Continue reading →

Hans bir gün eve gelmiş ve ailesi yemek masasındayken:

– Ben bir karar aldım ve Salomon’la evlenmeye karar verdim!

Bunu duyan aile şaşkınlık içinde ve hep bir ağızdan:

– Ne?! Ama o bir Yahudi?!

Moiz ölüm döşeğinde ortağı Salomon’u yanına çağırır:

– Sana itiraf etmek istediklerim var! 20 sene evvel kasadan paraları alan, depodan mallar çalıp kendi hesabıma satan, karını ayartan hep bendim. Continue reading →

İzhak sürekli edebiyat dersinden kötü not almaktadır.

Sonunda babası onu motive etmek için yeni bir yol bulur ve İzhak’a:

– Bundan sonra alacağın her iyi not için sana 100 dolar vereceğim! Der.

Ertesi gün İzhak gider ve edebiyat öğretmenine: Continue reading →

 

Merhaba burası orta dalga Telaviv radyosu.

Yayınlarımızı Fm bandı 88.00 khz’den de alabilirsiniz, haaadiiii 86.5 olsun, soooon 85, şimdi haberler.

Moiz alı al moru mor kafeye girmiş ve:

– Cüzdanım kayboldu. Bulana 10 şekel vereceğim!

Kalabalıktan bir ses yükselmiş:

– Benden 20!

Eczacı Levi alı al moru mor İzhak’ın kapısını çalmış. 

İzhak:

– Ne oluyor Levi, nedir bu telaş?

Levi:

– Sorma İzhak! Ben bugün sana mide ilacı veriyorum diye zehir vermişim! Continue reading →

Zam

Kalabalık bir İETT otobüsünde Haykanuş arkasındaki adama:

-“Noolorus bre habire arakamdan yüklenooorsun” der…

Genç adam gayet sakin:

-“Otobüs hanımcığım, fren yapınca yani şey pardon.” der. Continue reading →

KGB karargâhındaki telefon çalmış:

– Alo?.. Komşum Salamon bir devlet düşmanı.. Odunluğunda deklare edilmemiş elmaslar saklıyor!

– Not edildi, merak etmeyin.

Ertesi gün KGB Salamon’un evini basmış. Odunluğa dalmışlar. Tüm odunları kırmışlar, içlerine bakmışlar. Bir tek elmas bile bulamamışlar. Salamon’a sövmüşler ve gitmişler. Continue reading →

Salomon tatile çıkmış, ortağını arıyor:

– İşler nasıl? Her şey gayet iyi, ancak sana kötü haberlerim var.

– Ne oldu?

– Soyulduk!.. Continue reading →

Salamon be! Benim hanım çok müsrif, para yetişmiyor. İnanamazsın, Pazar günü benden 200 frank istedi, Pazartesi 300, Salı 400, Çarşamba 500, Perşembe 800, dün de 1000 frank!…

– Acıdım sana be Mison. Nereye harcıyor bu kadar parayı?

– Ne bileyim ben, verdiğim yok ki!…

İsrail parlamentosunda bir savaş ilanı oylamaya konulacakmış.

Bu duruma göre ABD’ye savaş açılacak, savaş kaybedilecek ve Japonya örneğinde olduğu gibi askeri masraf yapılmayarak kısa sürede zengin olunması planlanıyormuş.

Tam oylamaya geçileceği sırada bir parlamenter sormuş: Continue reading →

İzhak ölüm döşeğindedir. Zorlukla etrafında hazır bulunan akrabalarına seslenir:

– Moiz burada mı?

– Burada baba!

– Ya Rebeka?

– Burada! Continue reading →

Küçük İzhak koşarak sinagoga gelmiş fakat tam girecekken kapıda haham İzhak’ı çevirmiş:

– Giriş 10 şekel!

– Yanımda hiç param yok sayın haham.

– O zaman giremezsin! Continue reading →

2. Dünya Savaşında 2 Yahudi, Almanlara esir olmuştur. Bunlardan biri diğerine kendilerini ne yapacaklarını sorar.

O da başlar anlatmaya:

-2 ihtimal var ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar. Öldürürlerse sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz. Continue reading →

Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduğuna dair tartışıyorlarmış.

-“Çölün ortasında devemin üzerinde gidiyordum” demiş

Müslüman.

-“Aniden, nereden geldiği belli olmayan çok büyük bir kum fırtınası koptu. Devemin yanına uzandım, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldiğini düşündüm. Continue reading →

Agop ile Eleni evlenirler. Cicim ayları bittikten sonra Agop; eve gelip koltuğuna kurulur kurulmaz gazeteyi yüzüne çekip Eleni’yle hiç ilgilenmez olmuş. G

ünlerden bir gün Eleni Agop’tan ilgi beklentisi ile;

– Bre Agop! Mutfağın penceresi bozuldu… Yaparsın? Continue reading →

Birkaç yüzyıl önce Papa bütün Yahudiler ‘in Roma’yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine Papa, Yahudi toplumundan önde gelen birisinin kendisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmasını önerir.

Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz’i seçerler.  Continue reading →

Salamon, Moiz’e uğrayıp; “İşler nasıl gidiyor?” diye sormuş.

Moiz:

– Bir miktar ayakkabı buldum, satıyorum. Sana da 100 çift vereyim, satıp kazanırsın.

Salamon memnun olmuş, ayakkabı kutularını otomobile yükleyip işyerine gelmiş. Kutulardan birini açtığında ne görsün; ayakkabıların altı yok. Continue reading →

Salamon’un isleri kötü gidiyor, oturup Amerika’daki arkadaşı Mison’a mektup yazıp akıl danışıyor. Aldığı mektupta:– Elinde ne var ne yoksa sat, Amerika’ya gel! diyormuş Mison.

Salamon neyi varsa satmış. Tek oda bir dükkânı varmış, her ihtimale karşı bu kalsın demiş. Karısı Rebecca’yı bırakıp üç beş kuruş da harçlık verip, Amerika’nın yolunu tutmuş. Aylar geçmiş Salamon’dan nihayet bir mektup gelmiş. Şöyle diyor: Continue reading →

İki yahudi esir kampında hergün işkence, ağır çalışma ve hakarete mağruz kalıyorlarmış.

Biri diğerine sormuş:

– Şimdi, Hitler eline geçse ne yapardın?İkincisi:

– Hemen boğazlardım! demiş… Continue reading →