Kategori: Süleyman Demirel Fıkraları

Yalçın Doğan’ı Demirel yemeğe götürmüş.

Demirel’e sormuş,

-”Referandum oldu olacak, Türk iç politikasında üç köşe noktası ve bu üç köşe noktasında 3 isim var. Evren, Özal ve siz… Bu üç kişi üçgenin hangi köşelerine yerleştirilmeli? Siz bu üçgenin neresindesiniz?”

Demirel bir hikaye anlatarak soruyu yanıtlamış.

Fakir bir adam zamanla paraya, yalılara, her şeye kavuşmuş. Bir arkadaşına da bir gün dert yanmış, Continue reading →

Gazeteci Rahmi Turan’ın “Baba’dan fıkralar” kitabında ise Demirel’in anlattığı, çok konuşulan şu fıkrası yer alıyor;

Eski sadrazam, yeni sadrazama görev devrederken kapalı 3 zarf bırakmış:

-“Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkışırsa ikici zarfı, çok sıkışırsa da üçüncü zarfı açarsın!” demiş.

Yeni gelen bir süre uğraşmış, didinmiş, işleri düzene koyamamış. Her şey daha kötüye gidince aklına eski sadrazamın kendisine bıraktığı zarflar gelmiş. Continue reading →

Mısır’ın eski diktatörü Cemal Abdülnasır için halk arasında bir sürü öykü anlatılırmış. Abdülnasır’ın canını sıkacak nüktelermiş bunlar.

Abdülnasır, bunları kim uyduruyorsa bulun o adamı bana, diye buyurmuş. Adamları bu emir üzerine hemen adamı bulup getirmiş.

Abdülnasır sormuş:

-“Hakkımdaki falanca öyküyü sen mi uydurdun?” Continue reading →

Bir gün iki berduş kasaba meydanındaki pazarlarda aval aval dolaşıyormuş.

Bakmışlar bir kalabalık, durmuşlar. Bir güvercin uçup gitmiş, berduşlardan birinin omzuna konuvermiş.

Herkes toplanmış, berduşa,

-“Sen padişahımız olacaksın!” demişler.

Berduş kabul etmemiş, ısrarla hayır demiş. Daha sonra güvercin havada birkaç tur atıp tekrar aynı berduşun omzuna konunca, ısrarlara dayanamayıp padişah olmuş. Continue reading →

Kulakları duymayan bir adam, hastanede yatan bir arkadaşını ziyaret etmek istemiş. Düşünmüş, ben ne sorarım, o ne yanıt verir…

Klasik yanıtlara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış.

-“Nasılsın?” derim, o da

-“İyiyim.” der.

Ben de, Continue reading →

Adamın biri kendine çok güçlü bir büyü yaptırmak istemiş. Tutmuş ülkenin en ünlü büyücüsüne gidip durumunu anlatmış.

Ünlü büyücü büyüyü yaptıktan sonra adama şöyle demiş:

-“Bu büyüyü ay ışığında havaya doğru salla, yalnız sallarken sakın aklına dişi tilkinin kuyruğunu getirme.”

Adam da bunun üzerine Continue reading →

Çocuk pek cılız doğmuş, bir türlü hastalıktan kurtulamamış.

Anası, çocuğunu alıp doktora götürmüş.

Doktor çocuğa göz ucuyla baktıktan sonra anasına dönüp,

-“Soyununuz!”demiş.

Çocuğun anası, Continue reading →

Demirel’e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş…

Demirel de soruyu yönelten kişiye:

– “Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun” demiş. Demirel’in anlattığı fıkra şu:

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü karakuşi adında bir kadı varmış.

Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var…. Continue reading →

Doğu’nun bir vilayetinin bir mezrasında, vatandaşın aile nüfusu çok kalabalıktır, o kadar ki ebeveyn çocuklarına koydukları isimleri bile hatırlayamamaktadır.

Günün birinde, küçük erkek çocuklarından bir tanesi kaybolmuştur, jandarma’ya haber verilir, aile çaresizdir, yapacak fazla bir şeyleri de yoktur!

Kaybolan çocuk ise, bir zaman önce Süleyman Demirel’in mezraya gittiğinde, başını okşadığı ve adını sorduğu çocuktur. Continue reading →

Demirel başbakanken , bir vatandaşa başbakan’a hakaretten dava açılır.

Dava sürerken ’12 Eylül’ gelir, Demirel başbakanlıktan indirilir, sürgüne gönderilir…

Aradan bir zaman geçer, mahkemeden tebligat gelir, ‘Hakaret davası karar aşamasındadır.’

Demirel hemen avukatlarını arar:

-“Davadan vazgeçiyorum!”

-“Aman efendim…” Continue reading →