Kategori: Neyzen Tevfik Fıkraları

24 Mart 1879’da Bodrum’da doğdu, 28 Ocak 1953 ‘de İstanbul’da öldü.

Babasının görevleri bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti.

İzmir İdadisi’ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Daha sonra İstanbul’a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. Continue reading →

Hayri Yeni gün anlatıyor:

-“Bir gün Büyük Postane arkasında, Tefeyyüz kütüphanesinin karsısındaki İsmail’in koltuk meyhanesine uğrar Neyzen’in nerede yatıp kalktığını sorar.”

Meyhaneci İsmail: Continue reading →

Abdülhamit döneminde, sarıklıların kahvehanelerde oturmaları yasaklanmış.

Neyzen, Fevziye kıraathanesinde basında sarık nargile içerken içeriye bir kaç polis, bir kaç komiser, bir kaç hafiye girer.

Baslarında da Mesihat (Şeyhülislamlık) müfettişi…  Continue reading →

Tanıdığı bir subayı ziyarete, kışlaya gider.

Subayın ricası üzerine askerlere ney çalar.

Sonunda aska gelip zeybek oynamaya durur. Pantolonun düğmelerini iliklemeyi unuttuğunu gören erlerden biri,

-”Efendi amca, edep yerin açıkta kalmış” der. Continue reading →

Yeşilaycı bir profesör,

-“içkinin zararları” konulu bir konferans veriyormuş.

Konuşmasının bir yerinde dinleyicilere sormuş:

-”İki kovadan birine rakı diğerine su doldurup bunları bir eşeğin önüne koysak, eşek hangisinden içer acaba”

Dinleyiciler hep bir ağızdan, Continue reading →

Neyzen, bir gün Mazhar Osman’la karşılaşır.

–“içmeye devam ediyormuşsun, Neyzen?”

–“Neden sordunuz, Beni tedavimi edeceksiniz, yoksa yemeğe mi çağıracaksınız?”  

Neyzen, bel ağrılarından yakınmaktadır.

Tanıdık doktorlardan biri:

-“En iyisi şişe çekmek” der,

-“Ağrılardan kurtarır seni”  Continue reading →

Birinci dünya savasında iki gözünü kaybeden bir tanıdığıyla söyleşmektedir.

Tanıdığı sorar:

–“Durumu nasıl görüyorsun Tevfik’ciğim?

Neyzen,

-“Karanlık” diyecekken vazgeçer,  Continue reading →

Meyhanenin tuvaletine giderken, daracık koridorda bir kabadayı ile karsılaşır.

Birinden birinin kenara çekilmesi gerekmektedir.

Neyzen,

-”Müsaade et, geçeyim ” der.

Sarhoş kabadayı, Continue reading →

Basın çevrelerinde taninmiş bir hanım, Neyzen’le karsılaşınca,

–“Aşkolsun, benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz?”

Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;

–“Hanım, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.”  Continue reading →

Moralinin bozuk olduğu bir gün, hoşlanmadığı bir adam masasına çöker ve münasebetsiz laflarla Neyzeni kızdırır.

Adam bir ara;

–“Üstat, bugüne kadar hiçbir yerde neden görev almadınız acaba?”

Diye sorunca, dayanamaz!

–“Senin gibi hımbılların yerine geçmemek için” der.   Continue reading →

Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılmaktadır.

Tonla parası var… Herifin bir eli yağda, bir eli balda… Nereye gitse, hemen yol açıyorlar.

Neyzen sorar :

–“Gerçekten kenara çekiliyor mu herkes?”  Continue reading →

Kafayı iyice bulmuş, yalpalayarak giderken bir tanıdığa rastlar.

–“Yazık dostum, yazık, canına hiç acımıyorsun. Bu gidişle sen fazla yaşamazsın.

Neyzen adamın yüzüne bakıp gülümser.

–“Ömür denilen, içi su dolu fıçıya benzer, içindeki, azar azar da kullansan, hepsini de boşaltsın, mutlaka biter.”   Continue reading →

Neyzen’in bir arkadaşı meyhaneye girer ve garsona sorar;

–“Bizim Neyzen burada mı?”

–“Burada beyim, Sağdan besinci masa.”

O masada Neyzen’i göremeyen adam geri döner:  Continue reading →

Aksaray’da bir ev kiralar.

Yeni taşındığı sıralar, geceleri  meyhaneden dönerken ara sokak içindeki evini bulmakta güçlük çekmektedir.

Bir gece, karşısına çıkan bekçiye:

–“Bekçi baba, Neyzen Tevfik buralarda bir yerde oturuyor. Sen evini biliyor musun?”

–“Neyzen Tevfik sensin ama beyim!”  Continue reading →

Sait Halim Pasa, Neyzen’i seven bir kişiymiş.

Bu yüzden ona izaz ve ikramda bulunurmuş. Paşanın  sofrasında fena sarhoş olup sızdığı bir gecenin sabahında, Paşa, Neyzen’den bir daha içki içmeyeceğine dair kesin söz istemiş.

Neyzen’de, Paşayı son derece saygıyla sevdiği için, istenilen sözü ciddiyetle vermek zorunda kalmış.

Bu söze göre Neyzen ağzına bir daha rakı koymayacak!!!  Continue reading →

Dr. Fahrettin Kerim Gökay,

-“içkinin zararları” konulu konferansını vermektedir.

Bir ara:

–“Rakının her kadehi, hayatimizi bir saat kısaltır”, der.

Dinleyiciler arasında olan Neyzen yerinden fırlayıp bağırır:  Continue reading →

Bir arkadaşıyla Beyoğlu’nda gezerken Übeydullah Efendiyle karsılaşırlar. (Übeydullah Efendi, ünlü Jön Türker’dendi. Son yıllarda Beşiktaş Evlendirme Memuruydu) Neyzen, Übeydullah Efendiye sorar:

–“Hocam, Hazreti Âdem’le Hazreti Havva’nın nikâhlarını hangi imam kiydı?”

–“Davetliler arasında değildim, bilmiyorum.”  Continue reading →

Dini bütün geçinen bir dostu sorar:

–“Beni tanırsın… Cennetin anahtarı sende olsa beni oraya almaz mıydın?”

Neyzen, karşısındakini bastan ayağa söyle bir süzdükten sonra gülümser:

–“Bende Cennetin değil de Cehennemin anahtarı olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu. Belki seni oradan çıkarırdım!”  Continue reading →

Eş dostunun ısrarı karsısında, bir daha meyhaneye girmeye tövbe eder.

Bir kaç gün sonra, vakt-i kerahet (demlenme zamanı) zamanı gelince dayanamaz.

Bir at kiralayıp soluğu Longa’da Kosti’nin meyhanesinde alır.

Attan inmeden, kapıdan seslenip içkisini getirtir. Continue reading →

Sirkeci’de Necdet Rüştü Efe ile karşılaşır.

Ayaküstü konuşurlarken Neyzen, cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün diktatörlüğünden söz etmeye baslar.

Necdet Rüştü, dönemin her taşın altından çıkan polislerinden birinin köşe başında durup kendilerine kulak kabarttığını görünce tedirgin olur, kısa kesmeye çalışır.

O sırada polis bıyık altından gülümseyerek yanlarından uzaklaşır. Continue reading →

Hüseyin Sehsuvar anlatıyor:

Neyzen küfürlere başladı.

Sonra başını sola çevirip bana döndü:

–“Hüseyin, ben önüme gelene sövüyorum.”  Continue reading →

Kadıköy’deki Opera sinemasında bir hayır kurumu yararına konser verilmekteydi.

Konsere ara verilince Neyzen eline bir şapka alarak sıraları dolaşır, para toplar.

Sahneye çıkar; şapkada toplanan büyük miktardaki parayı oradaki masanın üzerine boşaltır.

Dinleyicilere döner:  Continue reading →

Atatürk bir aksam Neyzen’i Florya’daki köşküne çağırtıyor.

Bir iddiası vardır:

–“Senin çok fazla içki içtiğini söylüyorlar. Benim kadar içermisin?”

–“Ne kadar içersiniz?” der Neyzen

–“İki tane kiloluk rakı içerim.”  Continue reading →

Birinci Dünya Savaşı yılları.

Mahalle bekçilerinin davul çalarak topladığı bir kafile, askerlik şubesine gitmek üzere yola koyuluyor.

Kaldırımlarda biriken halk gidenleri uğurluyor:

–“Allah selamet versin, Allah selamet versin.”  Continue reading →