Kategori: İran Fıkraları

Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer. İlk bakışta çok beğendiği bir iran halısına doğru yönelir.

Halıya daha yakından bakmak üzere yere doğru eğildiğinde istemeyerek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen kimse duydumu diye etrafına bakınır.

Arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama: Continue reading →

Fıkıhçı Ebû Mansûr Sicistânî’ye sordular:

-“Kırda bir subaşına gelsek ve gusül almak istesek, ne tarafa dönmeliyiz?”

– “Elbiselerinize doğru; yoksa hırsız götürür!”

İran hükümdarı Enûşirvan’ın veziri Bozorcmihr her sabah erkenden sultanın huzuruna gider ve ona:

-“Erken kalkanın mutlu olacağını” söyler, sultan da bunu bir sitem olarak değerlendirirdi.

Bir gün Enûşirvan hizmetkarları çağırarak ertesi sabah erkenden kılık değiştirdikten sonra Bozorcmihr’e saldırmalarını, ona zarar vermeden elbiselerini üstünden almalarını emretti. Continue reading →

Uzun yıllar İran’dan ayrı kalmış bir genç, savaş sırasında memleketine döner. Hava alanından taksiyle Tahran’a giderken şoföre bir tütüncüde durmasını söyler.
Şoför sorar:
-Tütüncüden ne alacaksın?
-Sigara alacağım.
-Beyim, sigara artık camilerde satılıyor.
-Niçin? Continue reading →

Nadir Şah bir gün zayıf bir şiir söyledi ve şair Mirza Mehdi Han’a sordu:

-“Nasıl buldun bu şiiri?”

– “Zayıf bir şiir.”

Sen misin bu lafı söyleyen; hiddetlendi Nadir Şah:

– “Atın şunu ahıra; gübre çeksin!” Continue reading →

Vaktiyle İran’da şehir kapısında dükkanı olan bir terzi vardı. Bu terzi çiviye bir testi asmıştı.

Huy bu ya; ne zaman şehirden bir cenaze çıkarılsa, terzi o testiye bir taş atar ve her ay sonunda testideki taşları çıkarıp sayar, böylece o ay kaç kişinin öldüğünü hesaplardı.

İşi bitince testiyi bir ay sonra boşaltmak üzere tekrar çivisine asardı. Continue reading →