Kategori: Günün Öyküsü

Aristides, eski Yunanistan’da bir komutandır.

Dürüstlüğü ile ünlüdür. Atina’yı adaletle yönetmiştir ve her yapılan seçimde de yargı organına da yargıç olarak seçilmiştir.

Bir gün yine yargıç seçimi nedeniyle sandığın başına gelir.

Continue reading →

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı.

Kutunun hava almadığı açıktı.

Salona dönerek:

-“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak, dokunan bu dersi geçemez!..” dedi.

Continue reading →

Tepesinden muz sarkıtılan bir kafese beş tane maymun konulur.

Maymunlardan biri muza ulaşmaya çalışacak olursa, kafese tazyikli soğuk su fışkırtılarak maymunların beşi de ıslatılır.

Maymunlar muza ulaşma çabalarıyla, ıslatılma halleri arasındaki bağlantıyı çabucak kurar.

Ve tekrar tazyikli soğuk su yememek için muzu almaya çalışmaktan vazgeçerler.

Sonra içlerinden biri dışarı çıkarılır ve yerine yeni bir maymun sokulur.

Yeni gelenin, daha önce o kafeste yaşananlardan haberi yoktur. 

Continue reading →

Namazında niyazında dini bütün bir arkadaş bisikletiyle camiye geldi, Allah kabul etsin, cuma namazı kılmak üzere şadırvanda abdest aldı.

Tam camiye girecekti ki, o da ne, kapının kenarına bıraktığı bisikletinin yerinde yeller esiyordu, abdestini alırken kaşla göz arasında bisikletini çalmışlardı iyi mi?

İsyan etti.

-“Camide hırsızlık olur mu kardeşim, memlekette namuslu adam kalmadı mı?” diye bağırdı.

Continue reading →

Memleketin birinde atalardan kalan çok kıymetli bir hazine saklıdır.

Padişah, sadrazam, vezir, baş kadı yılda bir kez hazineyi koruma yemini eder.

Padişah dayanamaz, bir sabah gizlice hazineye girip, ne olduğuna bakar. Dünyanın en değerli mücevherleri karşısındadır. Alır yerine altın koyar. Hazineyi koruma yeminini de yılda ikiye çıkarır. 

Continue reading →

20 yaşındaki genç delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı:

-“Baba; arabalar, arabaları görüyor musun? Bizle geliyorlar.”

Baba gülümsedi ve mutlulukla başını okşadı.

Genç, bir süre daha dışarıyı izledi ve sonra yine bağırdı:

-“Bulutlar baba, bulutlar harika…”

Baba gülümseyerek oğlunu izledi…”

Continue reading →

Bir gün bir kilisenin kapısında iki dilenci peydah oluyor.

Biri temiz pak nur yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne bakmaktan kaçındıkları cinsten.

Temiz, pak olanın önünde bir yazı;

-“Ben yoksul bir Hristiyan’ım, lütfen yardım edin.”

Karanlık suratlı olanın da önünde bir yazı var;

Continue reading →

Küçük kasabanın birinde bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş. İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.

Continue reading →
Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir.

ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan bu hikayeyi duyanlarınız vardır lakin duymayanlar için bir kez daha anlatmakta yarar görüyorum..

Öğrenciler sınıfta hocayı beklerken bir anda ışıklar söner ve bir çizgi film gösterilmeye başlanır..

Filmin adı: “Küçük Tavuk”

Continue reading →

1920 yılının Aralık ayıydı.

Mustafa Kemal Paşa Ankara Ziraat Okulu’ndaki Heyeti Temsiliye Karargahı’nda dönemin önemli kişileriyle bir yemek masasındaydı.

Hemen yanında, üstü başı pislik içinde, saçı sakalına karışmış gözlük camları bile kirli biri durmaktaydı..

Üstelik baş köşede..

Yemeğe gelenler, bu tanımadıkları adama garip garip bakıyor ve ‘aman değmeyelim’ der gibi uzağından geçiyordu..

Continue reading →

Bir gün psikiyatristin muayehanesine çok üzgün vaziyette ağlayan birisi gelmiş ve başlamış anlatmaya;

– Benim ekonomik durumum iyi. Maddi anlamda bir sıkıntım yok. Sağlık sorunumda yok. Ancak başka bir sorunum var.

– Nedir o?

– Neşelenemiyorum. Sürekli moralim bozuk. Şöyle gülmek, bazen kahkaha atmak, eğlenmek istiyorum. İşte bunun için size geldim. Continue reading →

Amerika’lı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı, dikkatini çeker.

Merakla yanına yaklaşır ve sorar;

-“Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?”

Balıkçı,

-“Tümünü bir-iki saate yakaladığını” söyler. Continue reading →

Jack yavaşlamadan önce Takometreye baktı. Hız limitinin 50 olduğu yerde 73 ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafından durduruluyordu.

-“Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilir?”

Jack arabasını sağa çekti.

-“İnşallah şu an yanımdan daha hızlı bir araba geçer” diye düşünüyordu. Continue reading →