Kategori: Beşiktaş Fıkraları

Bir Bektaşi dervişi, yayan olarak Hicaz’a gitmek ister. Hazırlığını yapıp yola düzülür.

Yolculuk günlerce, aylarca devam eder. Gündüzleri yollarda, geceleri ise dağlarda, kırlarda, su başlarında geçiren Bektaşi, yorgun ve bitkin bir halde Mısır’a kadar gelir. Şehirde kalacak bir yer ararken, Mısır hidivi Mehmet Ali Paşa’nın sarayı önüne gelir, kapının önünde durur. Hayran hayran sarayı seyrederken, o sırada bir gürültü kopar, kapıcılardan biri üzerine saldırır,

-“Çekil be herif” diye Bektaşi’yi kolundan tutup bir tarafa savurur.

Continue reading →

Bakanlıklar Caddesinde mütevazı bir berber dükkanı…

Mutevazı ama unlu bir berber dükkanı…

Fikret usta yıllardır müşterilerini aynı mekanda traş etmekte..

Günün birinde kapı açılır… İçeri giren müşteri Aziz Yıldırım’dır…

-“Acelem var…!” der… Continue reading →

Gökhan Keskin Sergen ile olan fıkra gibi anısını aktarıyor:

-“Sergen, Beşiktaş’a geldiğinde yanıma verdiler. Daha 17 yaşındaydı. “

-“Al bu çocuğu göz kulak ol, at yarışı oynuyormuş” dediler.

Aradan iki hafta geçti. Continue reading →

Bir Galatasaray’lı, bir Fenerbahçe’li ve bir Beşiktaş’lı Arabistan’da yasak olmasına rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar.

Mahkemeye çıkarılırlar. Karar idam. İtiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir.

Ama o gün, bayrama denk geldiği için Kral cezayı kaldırıp hepsine 20 kırbaç ceza verir.

Bizimkileri sempatik bulduğu için de bir kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakkı tanır.  Continue reading →

Beşiktaş ekibi maç saatine yakın stada girerler.. stada takımdan ayrı gelen Sergen, takımın motivasonunun çok düşük olduğunu görür, suratlar asıktır,
– Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor
diye sorar.
Takım arkadaşlarından biri,
– Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için
canımız sıkkın, Continue reading →